YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8563
KARAR NO : 2013/1241
KARAR TARİHİ : 12.02.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve ark. tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii 190 ada 20 parsel sayılı 17.106,26 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, Şubat 1976 tarih 17; 190 ada 21 parsel sayılı 18.899,00 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz ise, Şubat 1978 tarih 18 sıra numaralı tapu kaydı ile … … adına kayıtlı olduğu, 1982 yılında ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı, mirasçılar arasında yapılan taksim ile diğer mirasçıların başka yerlerden pay aldıkları, taksimde 190 ada 20 sayılı parselin krokide (A) ile gösterilen bölümünün …, (B) ile gösterilen bölümünün …, (C) ile gösterilen bölümün …, 190 ada 21 parselin ise krokide (A) ile gösterilen bölümün …, (B) ile gösterilen bölümün ise …’e düştüğü, halen onların zilyetliğinde olduğu, ancak her iki parselin de 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/19 Esasında dava konusu edildiğinden söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/19 esasına kayıtlı dava dosyasında, davacılar …, … ve arkadaşları daha eski tarihli tapu kaydına tutunarak, davalı sıfatıyla davalılar … ve arkadaşları murisi … … adına tescil hükmü ile oluşan Şubat 1976 tarih 17 ve 18 sıra numaralı tapu kayıtlarının iptali istemiyle açılan tapu iptal tescil davası, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddeleri gereğince kadastro mahkemesine gönderilmiştir. …, 26.07.2010 tarihli dilekçe ile 190 ada 20 sayılı parselin güneyindeki 8.416,1 m2 yüzölçümündeki bölümün taksimde kendisine düştüğü, bu bölümün adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, davaların REDDİNE; çekişmeli … Köyü 190 ada 20 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 3.883,20 m2 yüzölçümündeki bölümünün …, (B) ile gösterilen 4.357,49 m2 yüzölçümündeki bölümünün …, (C) ile gösterilen 8865,48 m2 yüzölçümündeki bölümünün Gülsiye Şimşek adlarına tapuya tesciline, 190 ada 21 sayılı parselin krokisinde (A) ile gösterilen 10.069,68 m2 yüzölçümündeki bölümünün Bahaddin …, (B) ile gösterilen 6745,65 m2 bölümünün ise … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bir kısım davacılar vekili Avukat … tarafından sunulan belgeler arasında yer alan, Marmaris Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.2010 gün ve 2010/1028 – 926 sayılı veraset ilâmından,
davacılardan …’nin, 14.10.2010 tarihinde öldüğü, mirasçı olarak geride eşi … kızı 1941 doğumlu … ile çocukları Bakiye … ve …’ın kaldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, …’nin adı geçen mirasçıları davadan ve duruşma gününden haberdar edilmeden tahkikat sona erdirilerek karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.2011 gün ve 2011/11- 554 – 2011/684 sayılı kararında da değinildiği gibi, …’nin öldüğü tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K’nun 73. maddesinde kanunun gösterdiği istisnalar dışında hâkimin tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremeyeceğini öngörmüştür. Buna göre, mahkemece; davacı …’nin ölümüyle mirasçıları davadan ve duruşma gününde haberdar edilip, kanunî şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün değildir. Aksi halde iddia ve savunma hakkı kısıtlanmış sayılır,
Öte yandan, H.M.K.’nun 114/1-d hükmü uyarınca, yargılama süresince tarafların, dava ehliyetine sahip bulunmaları dava şartıdır. Ölümle, taraf ve dava ehliyeti sona ermektedir. 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 41. maddesi ve 6100 sayılı H.M.K.’ nın 55. maddesi gereğince, taraflardan birinin ölümü halinde diğer tarafın istemiyle hâkim davanın takibi için bir kayyım tayin edebilir. Taraf teşkili dava şartı olup, davanın her aşamasında mahkemece resen nazara alınması gereken bir olgudur ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın mahkemece resen gözetilmesi gereklidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesinde yer bulan “Hukukî Dinlenilme Hakkı” gereğince, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir.
Bu hak çerçevesinde tarafların, gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hukukî dinlenilme hakkı, sadece belli bir yargılama için ya da yargılamanın belli bir aşaması için geçerli olan bir ilke olmayıp, tüm yargılamalar için ve yargılamanın her aşamasında uyulması gereken bir ilkedir. Bu çerçevede gerek çekişmeli ve çekişmesiz yargı işlerinde gerekse bu yargılamalarla bağlantılı geçici hukukî korumalarda, icra takiplerinde, tahkim yargılamasında, hatta hukukî uyuşmazlıklarla ilgili yargılama dışında ortaya çıkan çözüm yollarında, her bir yargılama, çözüm yolu ve uyuşmazlığın niteliğiyle bağlantılı şekilde hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilerek, davacılardan …’nin öldüğünün, adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, dava hakkında bilgilendirilmeleri ve davacı sıfatıyla davayı takip edebilmelerine olanak tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, bu hususa riayet edilmeksizin yargılamaya devam edilip, tahkikat sona erdirilerek, esas hakkında karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harçlarının yatıranlara iadesine 12.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.