Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1974 E. 2012/9707 K. 28.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1974
KARAR NO : 2012/9707
KARAR TARİHİ : 28.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı … Yönetimi, … Beldesi 40 ada 3 parsel sayılı 257,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda davalı adına kayıtlı olduğunu, yörede 1938 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili ve elatmanın önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Belgrat Ormanında 1938 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 1950 yılında Belgrat Ormanı Bakanlar Kurulu Kararı ile muhafaza ormanı statüsüne alınmış, 1976 yılında 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılı tahdidinin aplikasyonu yapılarak çekişmeli parsel orman sınırları içinde gösterilmiş, muhafaza ormanı olması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince 2 ve 2/B madde uygulamasına tabi tutulmamış bu yerde 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönünde bulundurularak orman kadastrosu bu güne kadar yapılmamıştır. Çekişmeli parselin tapu kaydı 1959 yılında yapılan kadastro sonucu 59 parsel sayısı ile tesbit ve tescil edilmiş, daha sonra mevzi imar planı sonucu 257 m2 yüzölçümüyle 40 ada ve 3 parsel numarasıyla davalı gerçek kişi adına tescil edilmiş, 1939 yılında yapılan orman kadastrosunun aplikasyon işleminde parselin orman içinde kalması ve işlemin kesinleşmesi nedeniyle tapu kaydı üzerine “Ormanla ilgilidir ” şerhi konulmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki,
Tüm dosya kapsamından, yörede henüz 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosunun yapılmadığı, Orman Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 02 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılacağı,sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, aplikasyon hattının memleket haritasındaki bulgularla desteklendiği, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan 38 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/581 sayılı (Dairemizin 2008/1800 esas) ve yine 59 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 40 ada 11 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye
2012/1974 – 9707
Hukuk Mahkemesinin 2003/583 sayılı (Dairemizin 2008/17581 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 sayılı (Dairemizin 2008/13365 esas), ve yine 40 sayılı kadastro parselinden ifraz edilen 34 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Sarıyer 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/362 sayılı (Dairemizin 2009/2683 esas) sayılı dosyalarında düzenlenen karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında memleket haritasındaki bulgularla desteklenerek yapılan uygulama sonucu oluşturulan orman kadastro sınır hattı ile temyize konu dosyada yapılan bilirkişi uygulaması sonucu oluşturulan hattın uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.
Orman Yönetimi kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak dava açmıştır. Yukarıda değinildiği gibi 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “Orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar birlikte değerlendirildiğinde orman kadastrosuna esas alınan hava fotoğrafları ile memleket haritaları ile desteklenen orman kadastro tutanaklarındaki anlatımlara değer verilerek uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Tutanaktaki anlatımlardan orman sınır hattının kişilere ait tarım alanları ile ormanın o günkü doğal sınırlarının esas alınarak orman sınır hatlarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu sınırın belirlenmesinde en doğru yol gösterici ise, yine o tarihteki hava fotoğrafına yansıyan orman ve tarım alanlarının görüntüleridir.
Mahkemece raporu hükme esas alınan bilirkişilerce, değinilen yöntemle araştırma yapılmış, çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğrafına göre konumu yöntemince belirlenmiştir. Ancak, bu belgeler değil, orman kadastro haritasının uygulanması ile ortaya çıkan sonuç esas alınarak rapor sonucu düzenlenmiş, mahkeme tarafından da bu doğrultuda karar oluşturulmuştur. Oysa daha evvelce açıklandığı üzere uyuşmazlığın çözümünde en doğru yol gösterici ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihi taşıyan hava fotoğrafı görüntüleridir. Bu nedenle; mahkemece, dosya yeniden aynı bilirkişilere verilerek kendilerinden evvelce yaptıkları araştırma ve uygulamaya göre taşınmazın hava fotoğrafına yansıyan görüntülerinin açıklattırılması, bu belgelerde taşınmazın koyu renkli orman alanında kaldığının belirlenmesi halinde davacı … Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir. Bu şekilde orman olduğu belirlenen taşınmazın, 1958 yılında orman olduğu göz önünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.Y.1025) tapuya tescil edildiği, ancak; 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.Y.’nın 1026 (İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulama olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının malikine davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıçtan itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai), mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı, başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olacağı, bu tür kayıtlarda Türk Medeni Yasasının 1023 (T.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözönünde bulundurularak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 28/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.