Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1086 E. 2013/5944 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1086
KARAR NO : 2013/5944
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 16/10/2012 gün ve 2012/9453 – 11693 sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılar tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Batısandal Köyü 102 ada 297 parsel sayılı 20.994,36 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiş, Hazinenin, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açtığı davanın reddine ilişkin, Kadastro Mahkemesinin 16.02.2011 gün ve 2008/34-2011/88 sayılı kararı, Hazine temyizi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/11/2007 gün ve 2007/10408 – 15002 sayılı kararıyla “çekişmeli parselin sınırında Devlet ormanı bulunduğu halde, mahkemece orman araştırması yapılmadığı, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde düzenlenen kısıtlamaların araştırılmadığı gibi, çekişmeli taşınmazların bir bölümünde hâlihazırda taşlık, kayalık ve makilik alanlar bulunduğu bu nedenle bu yerlerde 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmazlar edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, mahkemece; öncelikle eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, varsa amenajman planı, hâlihazır harita, topoğrafik haritalar ve münhanili kadastro paftası ilgili yerden getirtilip uzman orman yüksek mühendisi, bir fen elemanı bilirkişi aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi; eğim ölçer aletler (klizimetre) kullanılıp, münhanili kadastro paftasından, memleket haritası, hâlihazır harita ve topoğrafik haritalardan da yararlanılmak suretiyle taşınmazların gerçek eğiminin belirlenmesi, bu şekilde çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve eğiminin saptanması, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ya da orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde davanın reddine karar verilmesi, çekişmeli taşınmazların, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, Hazine; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar, ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Dairenin 22/11/2007 gün ve 2007/1049-15006 sayılı ilâmıyla bozulan 102 ada 292 sayılı parsel, Dairenin 22/11/2007 gün ve 2007/10411-15000 sayılı ilâmıyla bozulan 102 ada 293 parsele ait dosya ile eldeki dosya birleştirilmiş, daha sonra, mahkemece davanın KABULÜNE ve çekişmeli dava konusu 102 ada 297, 292 ve 293 parsellerin kadastro tesbitlerinin iptaline, parsellerin tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.10.2012 gün ve 2012/9453-11693 sayılı kararı ile “ Davalıların tutunduğu Mal Beleni, Kaya, Andız Alanı ve Haraplı gibi değişebilir ve genişletilebilir sınırlar içeren Şubat 292 D. tarih ve 23 numaralı 8 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydının sınırları itibariyle, çekişmeli parseller ile birlikte bir çok parseli kapsadığı, bu parsellerden 102 ada 279 parsel sayılı 13718,98 m² yüzölçümlü taşınmazın …, 102 ada 295 parsel sayılı 7822,40 m² yüzölçümündeki taşınmazın ise Hasibe Bayer adına tesbitlerinin itirazsız kesinleştiği, 102 ada 298 parsel sayılı 18855,50 m² yüzölçümlü taşınmazın … adına tesbitine karşı Hazine tarafından Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılan davanın, kadastro mahkemesince kısmen reddedilerek 102 ada 298 parselin (A) harfiyle işaretli 7870,27 m² ve (C) harfiyle işaretli 3704,84 m² bölümlerinin tarla niteliğiyle … adına tesciline karar verildiği ve Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 26/06/2008 gün ve 2008/5124 – 4664 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği, yine 102 ada 299 parsel sayılı 13552,06 m² yüzölçümlü taşınmazın … adına tesbit edildiği ve Hazine tarafından Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla açılan dava sonucu kadastro mahkemesince davanın reddine ve 102 ada 299 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi … adına tesbit gibi tesciline karar verildiği ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16/05/2008 gün ve 2008/2463-2170 sayılı ilâmıyla onanarak kesinleştiği ve kişilerin tapu miktarı olan 8. dönüm miktarından çok fazlasının adlarına kesinleştiği, çekişmeli taşınmazların 1987 tarihli hava fotoğrafı ve 1990 tarihli memleket haritasında çalılık olarak göründüğü ve üzerilerinde herhangi bir imar ve ihya çalışmasının olmadığı, 1987 yılı ile dava tarihi 25/10/2005 gününe kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresini de dolmadığı” gerekçe gösterilerek onanmış,
Bu kez davalı gerçek kişiler, çekişmeli parsellerin dayanılan tapu kayıtları kapsamında kaldığı, adlarına tescili gerekirken davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın onanmasının kanunî olmadığı iddiasıyla, Yargıtay onama kararının kaldırılmasını ve mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, davalı tarafça yerel mahkemenin 16.02.2011 gün ve 2008/34 – 88 sayılı kararının temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenmişse de, Yargıtaydaki duruşma gününün taraflarına tebliği için dosyasına pul eklenmediğinin 21.07.2011 tarihinde belirlenerek, duruşma isteminin reddine karar verildiğine ve davalı tarafça daha sonraki aşamalarda da duruşma için gerekli pullar Daireceye sunulmadığına, bu nedenle temyiz incelemesinin duruşmasız yapılmasında kanuna aykırı bir yön bulunmadığına göre, yerel mahkeme ve Daire onama kararı usûl ve kanuna da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve (6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla) HUMK’nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 219,00.- TL para cezasının düzeltme isteyenlerden alınmasına 21.05.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.