YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6765
KARAR NO : 2010/8944
KARAR TARİHİ : 14.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava … Ltd. Şti. arasında akdedilen genel ticari kredi sözleşmesinde davalının kefil olarak yer aldığını ve ayrıca adına kayıtlı taşınmaz üzerinde de kredi borçlusu şirket yararına ipotek tesis ettirdiğini, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine müvekkilince önce dava dışı şirket aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, sonrada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı ve dava dışı sözleşme kefilleri aleyhine genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve % 40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğe ilişkin resmi senetler incelendiğinde ipoteğin aynı zamanda davalının kefaletini de teminatlandırdığı, bu durumda İİK.’nun 45. maddesi uyarınca davacı bankanın öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorunda olup alacağın rehinle karşılanmaması halinde davalıya karşı genel haciz yoluyla takip yapmasının mümkün olacağı gözetilerek, kefalet borcu nedeniyle davalıya karşı takip yapmasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde 04.12.2006 tarihli ipotek akit tablosu ile 07.12.2006 tarihli 2 ayrı ipotek tablosu bulunmaktadır. Mahkemece öncelikle bu ipotek akit tablolarından hangisinin tapu kütüğüne işlenmiş olduğu sorulup, 04.12.2006 tarihli ipotek akit tablosunun işlenmiş olması halinde ipoteğin davalının kefilliğinin teminatını da kapsadığı, aksi halde 07.12.2006 tarihli ipotek akit tablosunun işlenmiş olması karşısında sadece dava dışı borçlu şirketin borcunun teminatı olarak verilmiş olan üçüncü kişi ipoteği kabul edilerek B.K.’nun 487. maddesi hükmü de gözetilerek deliller toplanıp bir karar verilmesi gerekirken açıklanan bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 14.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.