YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/122
KARAR NO : 2010/8920
KARAR TARİHİ : 14.07.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı ayrı ayrı reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekili, davalı banka ile 14.12.2006 tarihinde … çerçeve sözleşmesi imzalandığını, 3.maddeye göre gerçekleştirilecek her bir … için ayrıca işlem dekontunun hazırlanacağının kararlaştırıldığını, … hakkının kullanılmasına ilişkin yazılı bildirimlerin … işlem dekontunda belirtilen bildirim tarihi ve bildirim saatinde kullanılabileceğini, bu süreden sonra yapılan bildirimlerin geçersiz sayılacağının ve … hakkının düşeceğinin hüküm altına alındığını, davalı banka tarafından 25.4.2007 tarihli … işlem dekontundan dolayı süre aşıldıktan sonra saat 17.06’da bildirim yapıldığını, … hakkı düşmesine rağmen davalının müvekkilinin bankadaki mevduatına el koyduğunu ve müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek zarar bedelinin tahsili için girişilen icra takiplerine yönelik davalının itirazlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, … Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğuna dair yetki ilk itirazında bulunmuş, esas savunmasında 24.10.2007 tarihli bildirimin davacıya faks yoluyla yapıldığını ve davacının “bilgim dahilindedir” diyerek imzalayıp, bankaya geri gönderdiğini, yeni icap ve kabul oluştuğunu, davacının faks cihazını açmakta geciktiğini, telefonlara da cevap vermediğini ve kötüniyetli davrandığını belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine % 40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve kısmen kabul edilen bilirkişi raporlarına göre, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine, davalı bankanın tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı banka tarafından davacı …’ya gönderilen 24.10.2007 tarihli ve 17.06 saatli faksın davacı tarafından “bilgim dahilindedir” şeklinde şerh düşülerek imza edilip teyit edilmesi karşısında davacının 25.4.2007 tarihli … işlem dekontunda son bildirim saatinin en geç 15.00’a kadar işlem yapılabileceğine ilişkin hükmün, bu işlem için saat 17.06’da yapılmış olmasına icazet vermiş bulunması karşısında, davacının davasında haklı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddi gerekirken, mahkeme kararının 4.sayfasının 3.paragrafının 7.satırında başlayan “… süre dolmakla düşen hak için davacıya yapılan bildirim faksının “bilgim dahilindedir” şerhi ile imzalanmış olması, yeni bir icap ve
kabul ya da düşen hakkın yenilenmesi konusunda yan iradelerinin uzlaşması olarak değerlendirilemez. … banka, kusuru ya da ihmali sonucu … hakkını süre dolduktan sonra kullanmış olsa idi davacı bu bildirim faksını hangi şerh ile imzalamış olursa olsun, bankanın … satma hakkının düştüğünün kabulü gerektiği düşünülmüştür. Zira işlem hassasiyeti ve muhtevası bunu gerektirmektedir. Bu tutarda büyük bir sözleşmenin basit bir teyit ibaresi ile kurulamayacağının kabulü gerekir. Savunma ve bilirkişi raporlarındaki bu yöne ilişkin hukuki değerlendirmelere iştirak edilmemiştir” gerekçesine yer verilmiş olması doğru değil ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan mahkeme hükmünün HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ . Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin öteki temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.7.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Y A Z I S I
Taraflar arasında 14.12.2006 tarihli “… çerçeve sözleşmesi” akdedildiği ve bu sözleşme hükümleri çerçevesinde 25.4.2007 tarihli “… işlem Dokontu” düzenlendiği, davalı bankanın bu dekonta dayalı … hakkını kullanabilmesi için belirlenen son bildirim tarihinin 24 Ekim 2007, bildirim saatinin ise 15.00.-TSİ olmasına rağmen 24.10.2007 tarihinde saat 17.06’da fax yoluyla bildirimde bulunduğu, davacının bu fax mesajını “bilgim dahilindedir” şerhini koyarak imzaladığı konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının, davalı bankanın süresinde bildirimde bulunmasını engelleyip engellemediği, süresinden sonra yapılan bildirimin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı, 24.07.2007 tarihli fax mesajı altındaki “bilgim dahilindedir” şerhinin, davalı bankanın süresinden sonra yaptığı bildirime karşı zımni bir kabul beyanı olarak yorumlanıp yorumlanamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
Dava konusu “… Çerçeve Sözleşmesi”nin 3.maddesinde; “… bu sözleşme kapsamında gerçekleştirilecek herbir … işlemi için bankanın müşteriye … işlem dekontu düzenleyeceği öngörülmüş, 4.maddesinde ise; “… işlemi gerçekleştirmek isteyen müşteriyle banka arasında imzalanacak bu sözleşmede düzenlenen genel hükümler çerçevesinde tarafların her bir … işlemi için … işlem dekontu imzalamak suretiyle çeşitli … işlemleri gerçekleştirebilecekleri” hükme bağlanmıştır.
Sözleşmenin 4/2.maddesine göre; “… sözleşmelerinin, tarafların karşılıklı hazır olarak bulunmaları (hazırlararası akit) suretiyle akdedilmesi esas olmakla birlikte, banka tarafından tanzim edilecek … işlem dekontunun müşteriye gönderilmesi, teslimi, sözleşmede belirtilen fax numarasına iletilmesi ve müşteri tarafından hazırlanarak geri faxlanması suretiyle de gerçekleştirilmesi mümkündür”.
Görüldüğü gibi, sözleşmede bildirimin mutlaka fax yoluyla yapılacağına dair bir zorunluluk bulunmamaktadır. Aksine, … işlem dekontunun müşteriye gönderilmesi veya teslimi de sözleşmenin 4/2.maddesinde bildirim için alternatif yollar olarak gösterilmiştir. Bu nedenle, davalı bankanın, davacının faksını kasıtlı olarak kapalı tuttuğu ve bu yüzden zamanında bildirimde bulunamadığı yolundaki savunmalarına itibar edilemez. Zira, davalı bankanın TTK.nun 20/2.maddesi uyarınca, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir … adamı gibi hareket etmesi lazımdır.
Sözleşmenin 4/2.maddesinde … işlem dekontunun müşteriye gönderilmesi veya teslimi de faxla bildirim dışındaki alternatif bildirim yolları olarak kararlaştırılmıştır. Gönderilme, TTK.nun 20/3.maddesinde hükme bağlanan noter marifetiyle, iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla olabilir. Teslim ise, taraflar aynı şehirde olduklarına göre bir banka görevlisinin davacının işyerine giderek dekontu bizzat davacıya vermesi ve teslim makbuzu düzenlemesi suretiyle gerçekleşebilir.
Davalı banka, bu yollardan hiçbirini denememiş, faxın kapalı olduğunu, telefonların da cevap vermediğini savunmuştur. Davacı, önceki ilişkilerde cep telefonundan arandığını belirterek bu kez cep telefonundan aranmamasının davalının iyiniyetli olmadığını gösterdiğini idida etmiş ancak mahkemece bu yöndeki iddia üzerinde yeterince durulmamıştır. Tüm bu olgular değerlendirildiğinde özellikle bu derece önemli ve yüksek meblağlı bir işte davalı bankanın basiretli davrandığı kabul edilemez. Dosyadaki deliller davacının, davalının bildirim hakkını süresinde kullanmasını engellediği yolundaki davalı savunmasını kanıtlamaya elverişil ve yeterli değildir. Bu durumda bildirimin süresinde yapılmadığının kabulü gerekir.
Sözleşmenin Tanımlar başlıklı 1.maddesinde, “Son bildirim tarihi : … satın alan tarafın, ilgili … işlemi çerçevesinde elde ettiği … kulanım hakkını, … satan tarafa bildirimde bulunabileceği son tarihtir. Son bildirim tarihinde bildirim saatinin bitiminde kullanılmayan … hakları düşer” hükmüne yer verilmiş, son bildirim saatinin tanımı ise, “… satın alan tarafın, bildirim tarihinde … hakkını kullanıp kullanmayacağını bildirebileceği saat limitidir” şeklinde yapıldıktan sonra, “son bildirim tarihinde, bildirim saatinden sonra yapılan bildirimler, … hakkının düşmesinden dolayı geçersiz sayılacaktır” hükmü getirilmiştir.
Sözleşmenin 4/7.maddesine göre; “Son bildirim tarihinde, bildirim saatine kadar … satın alan taraf, … işleminden doğan hakkını kullanacağını … satan tarafa bildirmemişse, … satan tarafın ilgili … işleminden doğan tüm yükümlülükleri sona erer. Bu halde … satın alan taraf diğer taraftan söz konusu … işlemi ile ilgili hiçbir bedel talep edemez.”
… Çerçeve Sözleşmesi uyarınca düzenlenen 25.4.2007 tarihli “… İşlem Dekontu”nda … satın alan … A.Ş, … satan taraf …, … tipi “Avrupa Tipi”, son bildirim tarihi 24 Ekim 2007, bildirim saati 15.00 TSİ olarak
belirlendiği halde davalı banka 24.10.2007 tarihinde saat 17.06’da gönderdiği fax mesajıyla … hakkını kullanacağını bildilrmiştir. Buna göre … işlem dekontunda belirlenen süre içinde bildirim yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, yukarıda belirtilen sözleşme hükümleri gözetildiğinde davalı bankanın 25.04.2007 tarihli … İşlem Dekontu’na dayalı … işlem hakkı düşmüştür ve bundan dolayı davacıdan herhangi bir talepte bulunamaz.
Süresinden sonra fax yoluyla yapılan bildirim ve bu bildirim altındaki “bilgim dahilindedir” şerhinin yeni bir icap ve kabul olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususuna gelince;
B.K.nun 1.maddesinde tanımlanan sözleşme; “iki tarafın, hukuksal sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini açıklamalarıyla meydana gelen bir hukuksal işlemdir” Sözleşme, iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamasıyla oluşan bir borç kaynağı olduğuna göre, iki iradeye ve bunların açıklanmasına ihtiyaç vardır. B.K.muz, açıklanan bu iradelerden birine icap, diğerine ise kabul adını vermektedir. İcap adını verdiğimiz iradeyi açıklayan kişiye icapçı, kabul adını verdiğimiz iradeyi açıklayan kişiye ise kabulcü denilmektedir.
Bir sözleşmenin esaslı unsurlarını içeren ve bağlanma idaresini taşıyan irade açıklamasına icap adı verilmektedir. Bir iradenin icap sayılmasının en önemli hukuksal sonucu icapçının bununla bağlı olmasıdır. İcapçı icabıyla bağlılık süresini tayin etmiş olabilir (BK. Md.3). İcap için bir bağlılık süresinin öngörüldüğü hallerde, icapçı sürenin sonuna kadar icabıyla bağlıdır. Kabulcünün bu süre sonuna kadar icaba uygun kabul iradesini açıklamaması halinde icapçı artık icabıyla bağlı değildir. İcapçının tayin ettiği süre geçtikten sonra gelen kabul haberi, sözleşmenin kurulmasını sağlayamaz. Süre geçtikten sonra gelen kabul iradesi icapçı için kabul değil, yeni bir icap olarak değerlendirilebilir. (Prof.Dr. … Borçlar Hukuk Genel Hükümler 10.Bası. Sh. 37 vd)
Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde, davalı bankanın süresinden sonra yaptığı bildirimi yeni bir icap olarak kabul etmek mümkün görülmemektedir. Zira, … çerçeve sözleşmesinin 3 ve 4/1. maddelerinde her işlem için yeni bir “… işlemi dekontu” düzenlenmesi zorunluluğu hükme bağlanmıştır. 25.4.2007 tarihli “… işlemi dekontu”na dayalı haklar süresinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle düştüğünden artık geçersiz hale gelen o dekonta dayanılarak yeni bir icaptan söz edilemez. Yeni bir icap, mutlaka yeni bir “… işlem dekontu” imzalanmasıyla mümkün olabilir. Somut olayda yeni bir işlem dekontu düzenlenmediğine göre 24.10.2007 tarihinde saat 17.06”da yapılan bildirimin yeni bir icap olarak kabulü de mümkün görülemez.
Bir an için süresinden sonra yapılan bildirimin yeni bir icap olarak yorumlanabileceği düşünülse bile; davacının sorumluluğundan söz edilebilmesi için bunu kabul etmesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla kabul iradesini açıklaması lazımdır.
Kabul, icabı değiştirmeyen ve onunla uyum içinde bulunan irade açıklamasıdır. Kabul açık olabileceği gibi zımni de olabilir. Açık kabulde kabul iradesi, herhangi bir yorumu, tahmini, varsayımı gerektirmeden açık ve net bir şekilde buna uygun araçlarla ortaya konulmaktadır. Zımni kabulde ise kabulcü, kabul yönündeki iradesini buna uygun araçlarla değil, bu anlama gelecek başka davranış biçimleriyle ortaya koymaktadır. Zımni kabul ile bir sözleşmenin kurulabilmesi için, sarih bir kabule ihtiyaç bulunmaması ve icabın münasip süre içinde reddedilmemiş bulunması gerekir. (Prof.Dr. …Sh.48).
Davacının bildirim faksı altına koyduğu “Bilgim Dahilindedir” şeklindeki açıklamasının kabul anlamına gelip gelmeyeceği B.K.nun 18.maddesi yarınca yorumlanmalıdır.
Anılan yasa hükmüne göre; “Bir akdin şekil ve şartlarını tayinde, iki tarafın gerek sehven gerek akitteki hakiki maksatlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak, onların hakiki ve müşterek maksatlarını aramak lazımdır:” Bu hüküm çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında, “Bilgim dahilindedir” ifadesinin sadece yapılan işlemlerden haberdar olunduğu şeklinde kabulü gerektiği düşünülmektedir. Zira, niteliği itibariyle önemli ve çok yüksek meblağlı … işlemleri hakkındaki kabul beyanının hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açık ve net olması gerekir.
Somut olayda, süresinden sonra yapılan bildirimin kabul edildiği sonucuna varılamaz. Çünkü davacı, hemen ertesi gün (yani münasip süre içinde) davalıya bir noter ihtarı göndererek süresinden sonra bildirim yapılması nedeniyle … hakkının düştüğünü bildirmiş ve bu konuda işlem yapılmamasını ihtarı etmiştir. Davacının bu yöndeki ihtarı, TTK.nun 20/2.maddesindeki “tacirin basiretli işadamı gibi davranması zorunluluğu”na uygun bir davranıştır. Bu davranış biçimi de “bilgim dahilindedir” açıklamasının “kabul” anlamında yorumlanamayacağını açıkça göstermektedir. Nitekim, yerel mahkemece de yeni bir icap ve kabul şeklindeki değerlendirmelere itibar edilmemiştir. Ne varki, mahkemece davalının bildirim hakkının davacı tarafından engellendiği gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere yerel mahkemenin bu yöndeki gerekçesi ve bu gerekçeye dayanarak oluşturduğu hüküm oluşa ve dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddi, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun gerekçe düzelitlerek onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.