YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5992
KARAR NO : 2010/14086
KARAR TARİHİ : 09.12.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 07.07.2009
Nosu : 763-427
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle müvekkilinin davalıdan satın alacağı soya yağı bedelinin tamamını 16.01.2006 günü ödediğini, derhal teslimi gereken malın teslim edilmediğini, 09.03.2006 tarihinde keşide edilen ihtarname ile ödenen tutarın iadesi ve iki ay süre ile çalışamamaktan dolayı uğranılan zararın tazminini istediğini, davalı tarafından paranın taksitlerle iade edildiğini, ancak iki aylık sürede anahammadde olan malın teslim edilmemesi nedeniyle hiç üretim yapılamadığından kardan yoksun kalındığı gibi, itibar kaybına da uğranıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 6.000.00.-TL’nin 09.03.2006 tarihinden işleyecek faizi ile tazminini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile itibar kaybından dolayı 10.000.00.-TL, gelir kaybından dolayı 49.837.57.-TL zararları tutarının 09.03.2006 tarihinden işleyecek faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline para gönderilirken karşılığında alınacak olan yağın peyder pey alınmasının kabul edildiği halde sonradan yağın tek kalemde talep edilmesi ve bunun imkansız olması üzerine taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin gerçekleşemediğini ve alınan paranın iade edildiğini, munzam zarar talebi olan davada davalının bir sorumluluğunun olmadığı gibi zararın da ispatı gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, taraflar arasında akdedilen peşin alım satım ilişkisinde davacının ödeme borcunu 16.01.2006 günü yerine getirdiği halde, davalının malı teslim etmediği, davacının 09.03.2006 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile yaptığı ödemenin iadesi ile iki aylık zararın tazminini istediği, bu davadaki talebinde de davacının ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebileceği 16.01.2006 olan temerrüt tarihinden 09.03.2006’ya kadar olan davacının davalıdan alacağı hammadde ile üretim yapamamasından kaynaklanan müspet zararından davalının sorumlu olduğu, bunun da tutarının benimsenen 01.12.2008 günlü ek rapordaki hesaplama ile belirlendiği, ancak davacının itibar kaybına uğradığı ve bu nedenle zarara uğradığını kanıtlayamadığı gerekçeleri ile kar mahrumiyeti zararı olarak belirlenen 49.837.57.-TL’nin 6.000.00.-TL’lik kısmı için dava tarihinden, bakiye 43.837.57.-TL’lik kısmı için ıslah tarihi olan 05.02.2009 tarihinden işleyecek ve 3095 sayılı Yasa’nın 2/2.maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, itibar kaybına ilişkin tazminat isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 100 ton soya yağı teslimi konusunda sözleşme kurulmuştur. Sözleşme konusu malın hangi tarihte teslim edileceği konusunda açıklık bulunmamaktadır. Karşılıklı taahhütleri içeren sözleşmelerde taraflardan birinin edimini yerine getirmede temerrüde düşmesi halinde diğer taraf borcun ifa edilmesi için borçluya uygun bir süre vermesi gerekir. Borçlu verilen süreye rağmen tayin edilen sürede borcunu ifa etmezse temerrüde düşer (BK.nun m.106).
Sözleşmede borcun ifa edileceği gün kesin olarak tespit edilmişse veya borçluya süre verilmesi sonuç doğurmayacak (BK.nun m.107) ise borçluya süre verilmesine gerek yoktur. Somut olayda borcun ifa edileceği gün kesin olarak tespit edilmediği gibi süre verilmesinin sonuç doğurmayacağı ispat edilmemiştir. Bu durumda alacaklının borçluya BK.nun 106.maddesi uyarınca borcun ifası için uygun bir süre verdikten sonra bu sürede borcun ifa edilmemesi halinde BK.nun 106/2 ve 108.maddesi ile tanınan hakları kullanabilir. Davacı 09.03.2006 tarihli ihtarla sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Davacı BK.nun 106.maddesi uyarınca borcun ifası için uygun süre verilmeden sözleşmeyi feshettiği için sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı zararı isteyemez. Mahkemece bu yönler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.