Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4458 E. 2012/8475 K. 05.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4458
KARAR NO : 2012/8475
KARAR TARİHİ : 05.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı Hazine vekili, tapuda davalı adına kayıtlı … köyü 2163 ve 2164 parsellerin 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığını belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece tapu kayıtlarında ormanla ilgili şerh bulunmaması nedeniyle hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine dair verlen karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 30.12.2008 gün ve 2008/13690-19052 sayılı kararı ile “…Öncesi orman olan ve 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kadastro ekiplerince yanlışlıkla ve hataen tapuya bağlandığı anlaşılmaktadır. Genel arazi kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Yasanın 48. maddesi ile halen yürürlükte olan 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükmüne göre “evvelce tespit, tescil veya sınırlama suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır” o halde, 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazın 1972 yılında yanlışlıkla yeniden kadastroya tabi tutulması yok hükmündedir ve sahibine mülkiyet hakkı kazandıramaz. Oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Böyle bir tapu kaydını edinen kişi Medeni Yasanın 1023. maddesinden de yararalanamaz. Kaldı ki, öncesi orman olan taşınmazın özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi, o taşınmazın aslında orman olma özelliğini de ortadan kaldırmaz ve Hazine ya da Orman Yönetimi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan iptal ve tescil davacı açabilir. İdarenin herhangi bir nedenle taşınmazın tapu kaydına bu yönde şerh koydurmamış olması, taşınmazın öncesi orman olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu nedenle, tapuda şerh olup olmadığına bakılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş olması isabetsizdir.” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 12. maddenin 3. fıkrasındaki hak düşürücü süre nedeniyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 16.04.2002 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 03.11.1972 tarihinde kesinleşmiştir.
2012/4458- 8475
Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tesbitinin askı suretiyle ilanını takiben 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ve çekişmeli parselin kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreler geçmişse de; 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen “Bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasa ”, 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş olduğundan dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi de gözönünde bulundurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 05/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.