YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8728
KARAR NO : 2011/12521
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, müvekkillerinin imzaladıkları genel kredi sözleşmesi ile kredi kullandıklarını, davalı bankanın kombiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla müvekkilleri aleyhine icra takibi yaptığını, takibe konu senedin teminat olarak davalı bankaya verildiğini ancak senedin kötüniyetli olarak doldurularak takibe konulduğunu, bu senedin genel kredi sözleşmesine verilen teminat niteliği taşıyan senetten ayrı bir borç olarak gösterildiğini, davalı bankanın genel kredi sözleşmesine istinaden hesabı kat ederek ihtar gönderip 180.652,06 TL nakdi kredi,7.830 TL çek karnesi yükümlülügünü ödemek için 3 gün süre verdiğini, bankanın gönderdiği kat ihtarı ile muhatapları aynı olan icra takibine konulan senet arasında meblağ, zamanlama ve borcun kaynağı yönünden ortaya çıkan çelişkilerin bankanın haksızlığını ortaya koyacağını, bu iki işlemin aynı günde yapılmış olmasında bir art niyetin olduğunu, davalı bankanın yaptığı bu işlemlerin hak ve nesafete aykırılıkla salt müvekkiline zarar verme, ticari hayatını zedeleme ve haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, müvekkilinin vermiş olduğu teminata konu diğer müşteri evrakınında müvekkiline teslim edilmediğini iddia ederek borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline ve davalının tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili bankanın Kayseri Şubesi ile kredi ilişkisine giren ve şirket ile imzalanan kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığını, diğer davacının sözleşmeyi müşterek borçlu ve mütesilsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dava konusu senedin kredi borcunun geri ödenmesine karşılık müvekkili bankaya verildiğini ve senet bedeli ödenmeyince icra takibine girişildiğini, ancak icra takibinde sehven hesap kat ihtarında belirtilen alacak yerine tüm senet bedeli üzerinden hesap edilen tutarın talep edildiğini, bu hususun maddi bir hata olup, kötü niyetli talep edilmiş bir alacağın söz konusu olmadığını, fazladan talep edilen 322.526,02 TL alacaklarından 05.11.2009 tarihinde feragat ettiklerine dair icra dosyasına beyanda bulunulduğunu, kötüniyet tazminatının koşullarının bulunmadığını, dava konusu senedin teminat niteliğinde olmayıp, kullandırılan kredinin geri ödenmesine ilişkin verildiğini, savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata hükmolunmasını istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle borç miktarının 190.528,85 TL olduğu, davalının ancak bu miktarı istemekte haklı olduğu, takibe konu 500.000 TL’lik senetten mahsubu ile bakiye kalan 309.471,15 TL kısım için takibin sehven yapıldığının belirtildiği oysa davalının banka olarak basiretli davranmasının gerektiği, alacağı oluşturan tüm belgelerin bankanın yedinde tutulduğu, bu belgelere göre davacının borç miktarının belirlenmesinin çok kolay olduğu, hatta davacı bankanın Kayseri 2. Noterliğinin 04.11.2008 tarih ve 16379 yevmiye nolu ihtarında borcun 03.11.2008 tarihi itibari ile 180.652,06 TL olduğu yönünde davacılara ihtar gönderdiği, gerçekten de bu tarihte borç tutarının bu miktarda olduğu, gerçek borç miktarının banka tarafından bilindiği, buna rağmen 500.000 TL’lik senet üzerinden takibe geçerek bankanın haksız ve kötüniyetli davrandığı, bu nedenle tespit edilen borç dışında kalan 309.471,15 TL üzerinden icra takibine devamında davalının haksız ve kötüniyetli olduğu, davacının borçlu olmadığını bilerek takibe devam ettiği ve takip yaptığı gözetilerek bu miktar üzerinden davacı lehine %40 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği,309.471,15 TL üzerinden alacaktan feragat edilmesi ve bu nedenle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulune karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.