Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7011 E. 2010/12113 K. 27.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7011
KARAR NO : 2010/12113
KARAR TARİHİ : 27.10.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Asya Katılım Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, demir çelik ticareti yapan müvekkilinin zarar ettiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla mali durumunun düzelebileceğini belirterek, şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin aktif değerleriyle pasiflerinin birbirine eşit olduğu, sunulan iyileştirme projesinin uygulanabilir bulunduğu belirtilerek şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahil Asya Katılım Bankası vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan ve yeminli mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; dilekçi şirketin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi durumunda borçlarını tasfiye edebilecek bir mali yapıya kavuşacağı belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.

Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de raporda; yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durulmamış, dilekçi şirketin borca batık olup olmadığı rayiç değerlere göre belirlenmemiş, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığı ile alacaklıların haklarının korunması açısından da bir inceleme yapılmamıştır. Öte yandan, mali müşavir olan bilirkişinin de tek başına bu konuda rapor hazırlayacak bir uzmanlığının bulunduğu da kabul edilemez. Bu nedenle mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde konusunda uzman en az üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak rapor alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- Sermaye şirketinin veya kooperatifinin borca batık olması hâlinde iflâsını veya iflâsın ertelenmesini düzenleyen İcra ve İflâs Kanununun (İİK) m.179 ve Türk Ticaret Kanununun 324’üncü maddesinde bu istemin ilânına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflâsın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmişse de alacaklıların menfaatleri de korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve sermaye şirketinin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflâsın ertelenmesi talebinin İİK’nın m.166,II hükmündeki usulle ilân edilmesi, ilân üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 27.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.