Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/8970 E. 2010/4828 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8970
KARAR NO : 2010/4828
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirketin geçirdiği teftiş sırasında müvekkili şirkete ait sanayi sicil belgesinin dosyada bulunmaması nedeniyle 2007 Haziran ile 2008 Temmuz arasındaki dönem için 28.551 TL tarife farkı tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin sanayi sicil belgesine sahip olduğunu ve süresinde vize ettirdiğini belirterek, müvekkilinin talep edilen tarife farkından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sanayi sicil belgesini süresinde ibraz etmemesi nedeniyle indirimli tarifeden yararlanamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından davalıya fark tahakkuku konusunda meydana gelen mevzuat değişikliğini tebliğ etmesine rağmen davalının süresinde sanayi sicil belgesini ibraz etmediği, fark tahakkukunun EPDDK kararına istinaden yapıldığı, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüyle davacının davalıya 1.786.41 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
12.1.2008 tarih ve 26754 sayılı Resmî Gazete’de (RG) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan Sanayi Sicil Tebliğinin (SGM/2) 10’uncu maddesinin 1’inci ve 2’nci bentlerinde; 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununun 1’inci maddesi kapsamında değerlendirilen ve en az bir işçi çalıştıran işletmelerin sanayi siciline kayıt edileceği ve sanayi sicil belgesinin, veriliş tarihi itibarıyla iki yılda bir vize ettirileceği öngörülmüştür. 15.01.2004 tarih ve 25347 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 8.1.2004 tarih ve 284/2 sayılı Kararı ile Perakende Satış Tarifesi Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI” başlıklı 1.maddesinin “B) Sanayi” alt başlığında; “Sanayi: 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununda tanımı yapılan sanayi işletmeleridir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının olumlu görüşünü ifade eden belgeyi almaları şartıyla şantiye dönemi de dahil olmak üzere sanayi abonesi olarak kabul edilirler. Haddehaneler, soğuk hava deposunun buz üreten tesisleri bu gruba dahil edilirler.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 24/8/2006 tarihli toplantısında, 5496 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa eklenen geçici 9 uncu madde uyarınca … tarafından sunulan diğer tarife teklifleri ile birlikte EPDK’nın 875 no’lu kararı ile onaylanan Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI VE TANIMI” başlığı altındaki 1’inci maddesinin “A) Sanayi” alt başlığının 1’inci fıkrasına göre, “6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununda tanımı yapılan ve ilgili resmi kuruluşça onaylı sanayi sicil belgesini ibraz eden sanayi işletmeleri bu abone grubu kapsamındadır. Sanayi sicil belgelerinin vize bitim tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki ilk fatura dönemi sonuna kadar yenilenerek ibraz edilmemesi halinde tüketimleri ticarethane abone grubu tarifesinden faturalandırılır.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda davacı vekili, sanayi sicil belgesinin mevzuatta öngörüldüğü şekilde vize ettirdiğini belirterek EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı uyarınca sanayi aboneliğinden yararlanma koşullarını taşıdığını, ihtilaf hâlinde de vizeleri yapılmış sanayi sicil belgesini sunduğunu belirterek, tahakkuk ettirilen tarife farkının haksız olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili ise, sanayi sicil belgesinin süresinde ibraz edilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık farklı tarife uygulamasından kaynaklanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda EPDK’nın 875 no’lu kararı ile onaylanan Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI VE TANIMI” başlığı altındaki 1’inci maddesinin “A) Sanayi” alt başlığının 1’inci fıkrası ile 18’inci maddesi dikkate alınmış, EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı somut olay bakımından dikkate alınmamıştır. Anılan Kararın “ABONE GRUPLARI” başlıklı 1.maddesinin “B) Sanayi” alt başlığında, sanayi abonesi sayılmanın tek koşulunun geçerli sanayi sicil belgesine sahip bulunmak olduğu belirtilmiş, aboneler için söz konusu belgenin süresinde ibrazına ilişkin bir yükümlülük ya da yaptırım öngörülmemiştir. EPDK’nın 875 no’lu kararı ile onaylanan Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI VE TANIMI” başlığı altındaki 1’inci maddesinin “A) Sanayi” alt başlığının 1’inci fıkrasının öngördüğü düzenlemenin normlar hiyerarşisi açısından da değerlendirilerek EPDK’nın 284/2 sayılı Kararına aykırı hükümlerinin somut olay bakımından ne ölçüde geçerli olacağı üzerinde durulmalıdır. Özellikle Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’ndaki sanayi sicil belgesinin ibrazına dair hükmün, EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı karşısında sanayi tarifesinden yararlanmanın geçerlilik koşulu olarak mı ispat koşulu olarak mı öngörüldüğü sorununun çözülmesi önem taşımaktadır.
Mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde öncelikle davacının geçerli bir sanayi sicil belgesi bulunup bulunmadığı, mevcut ise vizelerinin süresinde yaptırılıp yaptırılmadığı, anılan belgenin aslı da celp edilip, gerektiğinde bu belgeyi veren Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünden de sorularak denetime elverişli şekilde belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece bilirkişi olarak elektrik teknisyeni görevlendirilmiş ve bu bilirkişinin hazırladığı rapor hükme esas alınarak, davacı vekilinin rapora yönelik itirazı da dikkate alınmadan karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275,I hükmüne göre, “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.” Anılan kanun hükmünde de açıkça belirtildiği üzere hâkim, kendisinde bulunmayan özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvuracağından bilirkişinin de kendisinden sorulan husus hakkında özel ve teknik bilgiye sahip bir uzman olması gerekir. Bu nedenle, mahkemece enerji piyasası konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve enerji piyasasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri de gözetilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek hâlinde peşin harcın iadesine, 21.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.