Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/6040 E. 2010/3656 K. 30.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6040
KARAR NO : 2010/3656
KARAR TARİHİ : 30.03.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı borçlu lehine düzenlenen kredi kartından kaynaklanan borcun ihtarnameye rağmen ödenmediği için girişilen icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile 2.170,91,-YTL alacak üzerinden takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kartın 17.10.2005 tarihinde …’e teslim edildiğini, müvekkilinin evden ayrıldığını ve 5.10.2005 tarihinde … Aile Mahkemesinin 2005/962 Esas sayılı dosyası ile boşanma davası açtığını belirterek davanın reddi ile %40 tazminatın davacıdan tahsili gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller benimsenen bilirkişi raporuna göre 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 8.maddesinin son fıkrasındaki hüküm gereği davacı banka davalı kart hamiline ait kredi kartını eşine teslim etmiş olup, kredi kartının davalı kart hamiline teslimi hususunda gerekli önlemleri almamış olduğu ve bu nedenle de davalı borçlunun kartı ve şifresini teslim alan eşinin yapmış olduğu nakit çekimler ve bu nedenle oluşan borç tutarından sorumlu tutulmamasının gerektiği gerekçeleri ile davanın reddine, davalının %40 kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu kredi kartının kart çıkaran kuruluş olan davacı banka tarafından davalının kredi sözleşmesinde bildirdiği adrese gönderildiği ve bu adreste aynı zamanda ek kart hamili de olan eşine teslim edilmiş olduğu ve bu kart ile nakit para çekildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı eşinden ayrılıp başka bir eve çıktığını ve boşanma davası açtığını daha sonra da boşanmaya hükmedildiğini savunmuş ise de, sözleşmede yer alan adresi değiştirdiğini davacı bankaya bildirmemiştir.
5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 16/2.maddesine göre; “Kart hamili adresinde meydana gelen değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren 15 gün içinde kart çıkaran kuruluşa bildirmekle yükümlüdür.” Somut olayda kart hamilinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle davacı bankanın sözleşme hükümleri uyarınca düzenlediği yeni kartı Sözleşmede belirtilen adrese gönderip, bu adresteki davalının eşi olduğunu söyleyen kişiye teslim ettiği anlaşıldığından 5464 Sayılı Yasanın 8/son.maddesi hükmüne aykırı davrandığının kabulü doğru görülemez. Bu durumda mahkemece somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ne var ki; temyiz aşamasında yürürlüğe giren 5915 sayılı yasa ile 5464 sayılı yasaya eklenen geçici 5.madde uyarınca kredi kartı borçlarının taksitlendirilmesi yolu ile yeniden yapılandırılması konusunda bir takım olanaklar sağlanmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş davalı kredi kartı hamilinin anılan oysa hükümlerinden yararlanması için davacı bankaya bir başvurusu bulunup bulunmadığı da araştırılarak toplanan deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.