Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/13069 E. 2013/4419 K. 15.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13069
KARAR NO : 2013/4419
KARAR TARİHİ : 15.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Yayla Eldirek Köyü 208 ada 18 parsel sayılı 59,20 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/827 esas sayılı dosyasına dava konusu olduğundan söz edilerek Köy boşluğu niteliğiyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
Davacı … vekili, sulh hukuk mahkemesine sunduğu 10.01.2006 tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Yayla Eldirek Köyü, Köyiçi mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, müvekkilinin dava konusu yeri 1960 yılında Rıfat Koyuncu’dan satın aldığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescili istemiyle dava açmıştır. Sulh hukuk mahkemesince dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Yayla Eldirek Köyü, 208 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile 15.09.2011 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 17,94 m² yüzölçümündeki bölümün tek katlı kargir ev niteliği ve 208 ada 18 parsel sayısıyla davacı … adına, aynı krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen toplam 15,80 m² yüzölçümündeki bölümün ham toprak vasfı ve son parsel sayısıyla dava dışı Zekiye Şahin adına tapuya kayıt ve tescillerine, aynı krokide (köy boşluğu+E+F) ile gösterilen toplam 41,26 m² yüzölçümündeki bölümlerin ise, köy ortak alanı ve ambarlık niteliği ve son parsel sayısıyla orta malı olarak özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.’nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince tescil davası olarak açılan dava daha sonra çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro tesbitine itiraza dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 26.09.1948 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemenin 03.02.2012 tarihli kısa kararında “davanın kısmen kabulüne ve teknik bilirkişinin 13.10.2010 tarihli raporuna ekli Ek 2 nolu krokide gösterdiği (D) harfi ile gösterilen kısmı yönünden davanın kabulüne, diğer dava konusu kısımlar hakkında davanın reddine” denilerek karar verilmiş iken, hüküm fıkrasında ise, krokide (D) harfi ile gösterilen davacı …
Kuru adına, aynı krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümün ham toprak vasfıyla dava dışı Zekiye Şahin adına tapuya kayıt ve tescillerine, aynı krokide (köy boşluğu+E+F) ile gösterilen toplam 41,26 m² yüzölçümündeki bölümün ise köy ortak alanı ve ambarlık niteliğiyle orta malı olarak özel siciline kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bu suretle kısa kararla gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK madde 298/2). Asıl olan, duruşma tutanağına yazılıp taraflara tefhim olunan karardır. Tefhim ile birlikte yargılamadan elini çekmiş olan hâkim tefhim ettiği kararı taraflara tebliğ etmek durumundadır. Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara uygun olması zorunludur. 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, tefhim edilen kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasının gerektiği öngörülmüştür. Asıl talepler bakımından kısa kararda hükmedilmeyen bir hak ve yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olması veya tersi bir durumun çelişki teşkil etmediğini söylemek olanaklı değildir. İçtihadı Birleştirme Kararında; çelişkinin varlığı tesbit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu sebeple bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Bu sebeple mahkemece bozmadan önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 15/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.