Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/1646 E. 2012/9243 K. 19.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1646
KARAR NO : 2012/9243
KARAR TARİHİ : 19.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … ve … tarafından istenilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 143 ada 52 parsel sayılı 21468,37 m² yüzölçümündeki taşınmaz, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve beyanlar hanesinde; “1. derecede doğal sit alanı içerisinde kalmakta olup korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olduğu” şerh verilerek davalılar adına paylı olarak tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE ve dava konusu parselin kadastro tespitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, beyanlar hanesine, “Taşınmazın 1. derecede doğal sit alanı içinde kaldığından korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olduğunun” şerhine karar verilmiş, hüküm davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 02.06.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 3302 sayılı Yasaya göre 01.02.2001 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 2008 yılında 4999 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 9. maddesine göre yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmaları bulunmaktadır.
Mahkeme hükmü davalı …’e 16.08.2011, davalı …’e ise, 02.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen (15) günlük yasal süre geçirildikten sonra davalılar Ahmet ve Ayşe tarafından birlikte ve müşterek olarak 05.09.2011 tarihinde verilmiştir. Kadastro Mahkemesi’nde görülmekte olan dava ve işlerde; adli tatil hükümleri uygulanamayacağına göre, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılarının temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine 19/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.