Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/11152 E. 2013/1470 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11152
KARAR NO : 2013/1470
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1973 yılında yapılan kadastro sırasında … Beldesi 1352 parsel numaralı 44900 m² yüzölçümündeki taşınmaz davalılar adına tespit ve tescil edilmiş, davacı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, eylemli orman olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin fen bilirkişi krokisinde (A) 515 m², (B) 36 m², (C) 12 m2, (E) 2122 m², (F) 905 m2, (G) 492 m2 ve (H) 1556 m2’lik kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek,tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (D) bölümüne ilişkin talebin orman sayılmayan yer olması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından (D) bölüme yönelik temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1995 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/A madde uygulaması sonucu kısmen Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1973 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından eski tarihli resmi belgelere göre yapılan inceleme ve araştırma gereğince, temyize konu (D) işaretli taşınmaz bölümünün kesinleşen orman tahdidi dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen “kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 2, 3 ve 5. bentlerinin hükümden çıkarılarak, yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” sözlerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 19.02.2013 günü oy birliğiyle karar verildi.