Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/818 E. 2011/4389 K. 14.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/818
KARAR NO : 2011/4389
KARAR TARİHİ : 14.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay… Hukuk Dairesinin 14.06.2007 gün ve … sayılı bozma kararında özetle: “… Köyünde 1953 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda, 519 parsel sayılı 32780 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, Nisan 1950 tarih 13 ve 14 sıra numaralı tapu kayıtlarıyla, öncesinde aynı köy 516, 517, 518, 520, 521, 522 ve 523 sayılı parsellerle bir bütün olduğundan söz edilerek Mehmet Ülkü adına tesbit edildiği, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edildiği, 8075 m2 yüzölçümündeki 679 ve 24139 m2 yüzölçümündeki 680 sayılı parsellere ifraz edildiği, 680 sayılı parselinde ifrazla 697, 698 ve 699 sayılı parsellere bölündüğü, 8047 m2 yüzölçümündeki 698 sayılı parsel Şerif Atıcı adına kayıt edildiği, işte Hazinenin, … Köyü 698 parsel sayılı bu taşınmazın, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken yine, 1976 yılında yapılıp kesinleşen 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla, davalı adına olan tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescilini istediği, dosya temyiz incelemesine ilk gönderildiğinde dosya içinde bulunmayan ancak, daha sonra dosyaya getirtilen belgelerin dosyadaki diğer belgeler ile birlikte incelendiğinde, çekişmeli parselin ifraz edildiği 519 sayılı parselin de kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydının geldiği, Temmuz 1289 Y. Tarih 30 ve 31, T.Evvel 1295 Y.tarih ve 32 sıra numaralı tapu kayıtları toplam 218 dönümlük tarla kaydı olup, Ağustos 1938 tarih ve 5 numaralı sicilde, sınırlar değişerek, mevcut sınırlar içindeki alanın yeniden ölçüldüğü anlatılarak, yüzölçümü 82 hektar 1000 m2 ye yükseltildiği, ifraz ile Şubat 1946 tarih 9 ila 78 numaralı tapu kayıtları oluştuğu, yine bütünün birkaç parçası köy ilkokulu ve örnek tarım alanı olarak ayrıldığı, yapılan ifrazlar ile çekişmeli parselin geldiği 519 sayılı parsele de uygulanan Nisan 1953 tarih 13 sarı numaralı 13 hektar 6442 m2 yüzölçümündeki tapu kaydı ve 4375 m2 yüzölçümündeki Nian 1950 tarih ve 14 sıra numaralı tapu kayıtlarının oluştuğu, bu tapu kayıtlarının toplam miktarının revizyon gördüğü parsellerin yüzölçümlerinin toplamından fazla olduğu, mahkemece, kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı ile kesinleşmiş orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi haritaların uygulanmasına dayalı olarak yapılan keşif sonucu, Orman Yüksek Mühendisi … ve fen elemanı bilirkişi …tarafından düzenlenen raporlarla, çekişmeli parselin, 1942 orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırıldığının, 1976 yılında yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile Hazine adına orman sanırları dışına çıkarıldığının ve kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı kapsamında kaldığının belirlendiği, tapu sahibine intikal ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, çekişmeli parselin, 3116
Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılan orman kadastrosundan önce tapuda kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bu tapu kaydına değer verilip verilemeyeceği ve sonuçta çekişmeli taşınmazın, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi hükümlerine göre tapu sahibi adına mı ? yoksa Hazine adına mı ? orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin olduğu, gerçekten de, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığı’nca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal ede…”ceği, orman sınırları içinde kalan ve orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde tapu ve iskan kayıtlarına değer verileceğini öngören 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesi hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13, 13.06.1989 gün, 1989/7-25 sayılı kararlarıyla iptal edildiğinden, orman sınırları içinde iken oluşturulan iskan kayıtlarına ve iskânen oluşturulan tapu kayıtları ile diğer tapulara, 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasında değer verilemeyeceği, 1744 Sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı … anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünde sözü edilen tapu kaydının, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan işlem yeteneğini kayıp etmemiş kayıtlar olduğu, ne var ki; hükmüne uyulan bozma kararında açıkça tarif edilmesine rağmen, tapu kaydı uygulaması yöntemince yapılmadığı, şöyle ki; tesbite esas alınan Nisan 1950 tarih 13 ve 14 sıra numaralı tapu kayıtlarının yerel bilirkişi tarafından, sınırları okunmak suretiyle, izafi olarak uygulandığı, kök kayıtların uygulanmadığı, yerel bilirkişi sözlerinin, revizyon komşularını çevreleyen parsellere uygulanan komşu parsel kayıtları ile denetlenmediği, bu kayıtlarin dosyaya dahi getirtilmediği, bilirkişiye tapu uygulamasını gösteren ve denetime olanak veren kroki düzenlettirilmediği, tesbite esas alınan tapu kayıtlarının toplam yüzölçümünün 218 dönüm olduğu ve Ağustos 1938 tarih ve 5 sıra numaralı sicilde miktarın 82 hektar 1000 m2 ye çıkarıldığı halde, yüzölçümünün artırılmasına ilişkin evrakı müsbitesi ve Şubat 1946 tarihindeki ifraz işlemine ve sonraki tarihlerde yapılan ifrazlara ilişkin haritaları ve evrakı müsbitesi getirtilmediği, yüzölçümü artırımlarının Hazineyi bağlayıp bağlamayacağı üzerinde durulmadığı, bu nedenlerle; mahkemece öncelikle; çekişmeli parselin geldiği 519 sayılı parsele de uygulanan tapu kayıtlarının geldiği, Temmuz 1289 Y. Tarih 30 ve 31, T.Evvel 1295 Y.tarih ve 32 sıra numaralı tapu kayıtlarının, miktar, sınır ve malik değişikliklerini içerecek tüm tedavülleri, yüzölçümü artırılmasına ve ifrazlara ilişkin haritası varsa bu haritaları(dosyada bulunmayanlarının) ve evrakı müsbitesi, bu kayıtların tüm tedavüllerinin uygulandığı revzuyon parselleri tesbit edilerek, bu revizyon parsellerinin tesbit tutanakları, tesbitleri itirazsız kesinleşmiş ise kadastro ile oluşan tapu kayıtları, davalı ise dava dosyaları, ikinci bendde sözü edilen revizyon parsellerini dıştan çevreleyen komşu parsellerin tesbit tutanakları ile var ise tesbitlerine esas alınan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren miktar ve sınır değişiklikleriyle birlikte içeren tüm tedavülleri, sözü edilen revziyon parselleri ile komşu parselleri bir arada gösterir, genel arazi kadastrosu sırasında düzenlenmiş olan 1/5000 ölçekli fotogometri yöntemi ile düzenlenmiş arazi kadastro paftası ve ozalitleri, çekişmeli taşınmazı geniş çevresi ile birlikte gösteren orman kadastro haritası renklendirilmiş onaylı sureti, ….Gölü için kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı sorularak, buna ilişkin tutanak, karar ve haritası, ilgili yönetimlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yukarıdaki bentlerde sözü edilen revizyon parsellerinden, yanı sebeple dava edilen parseller olup olmadığı sorularak, aynı tapu kaydına dayanılarak aynı
nedenle açılmış davaların ve savunmada aynı tapu kaydına dayanılan davalar birleştirilmesi, yada birleştirme olanaksız veya yargılamayı uzatacaksa, bu dosyalardan birisi kılavuz dosya seçilerek, önceki bilirkişiler dışında üç harita mühendisi, yeterince fen elemanı bilirkişilerden ve bir jeolog bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, yöreyi bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişiler veya tarafların gösterecekleri yeterince yaşlı tanıklar vasıtasıyla, kadastro tesbitine esas alınan Nisan 1950 tarih 13 ve 14 sıra numaralı tapu kayıtlarının geldiği, Temmuz 1289 Y. Tarih 30 ve 31, T.Evvel 1295 Y.tarih ve 32 sıra numaralı tapu kayıtları, kök ve tedavülleri itibariyle devlet ormanı içinde kalan sınırları ve mevkii adı olan sınırları itibariyle değişebilir nitelikte sınırlar içerdiği, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı gözetilerek, sabit sınırlarından başlanarak uygulanıp oranlama veya benzeri hukukça kabul görmeyen yöntemler kullanılmadan, kök kayıtlar, yüzölçümünün artırılması ve ifrazlar ile oluşan tüm tedavülleri itibariyle ayrı ayrı yöntemince uygulanması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri getirtilen revizyon komşularına uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile getirtilen memleket haritalarındaki mevkii ve yer isimlerine de bakılmak suretiyle denetlenmesi, tapu kayıtları kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise haritası uygulanması, kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi yok ise kıyı kenar çizgisi jeolog bilirkişi vasıtayla yöntemince belirlenmesi, bilirkişi kuruluna uygulamayı gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, tapu sınırlarını içeren müşterek imzalı kroki ve harita düzenlettirilmeli, ayrıca tapudaki sınırlar memleket haritası fotokopisi üzerinde işaretlettirilmesi; oluşacak sonuca göre, Tapu Komisyonu kararı ile kök tapu kayıtlarının sınırlarının ve yüzölçümünün değiştirilmesinin Hazineyi bağlamayacağı gözetilerek, çekişmeli parselin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtlarının, kök kayıt itibariyle yüzölçümü ile geçerli kapsamı dışında olduğu belirlendiği taktirde, Hazine davasının kabulüne, kök kayıt itibariyle tapu kaydı kapsamında kaldığı belirlendiği taktirde davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, bu kez davanın KABÜLUNE çekişmeli … köyü 698 sayılı parselin orman bilirkişisi İbrahim Yavuz Ertoğlunun 02.03.2009 havale tarihli krokisinde (A), harita mühendisi bilirkişi Hakan Balcı tarafından düzenlenen 26.08.2003 havale tarihli krokisinde kahverengi ile boyanarak gösterilen 5632,17 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydını iptaliyle 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, …Köyü 698 sayılı parselin tapu kaydının kısmen iptal ve Hazine adına tapuya tesciline ilişkindir.
… Köyünde 1953 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda, 519 parsel sayılı 32780 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1950 tarih 13 ve 14 sıra numaralı tapu kayıtlarıyla, öncesinde aynı köy 516, 517, 518, 520, 521, 522 ve 523 sayılı parsellerle bir bütün olduğundan söz edilerek Mehmet Ülkü adına tesbit edilmiş, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek tapuya kayıt edilmiş, 8075 m2 yüzölçümündeki 679 ve 24139 m2 yüzölçümündeki 680 sayılı parsellere ifraz edilmiş, 680 sayılı parsel ifraz edilip, 697, 698 ve 699 sayılı parseller oluşmuş, 8047 m2 yüzölçümündeki 698 sayılı parsel Şerif Atıcı adına kayıt edilmiştir.
Çekişmeli …Köyü 698 sayılı parselin bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında yapılıp 1981 yılında kesinleşen ilk orman kadastrosunun aplikasyonu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1987 ve 1988 yıllarında yapılıp kesinleşen, aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve mahkemece bozma kararı gereği işlem yapılarak, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu … köyü 698 sayılı parselin dava konusu edilen bilirkişi krokilerinde (A) ile gösterilen 5632,17 m2 bölümünün 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde
olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı tarafın dayandığı çekişmeli parsele uygulanan eski tarihli tapu kaydının, 1944 yılı orman tahdit sınırları içinde kalmakla hukuki değerini kayıp ettiği gibi, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılması nedeniyle, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi gereğince tapu sahipleri adına orman dışına çıkarıldığından söz edilemeyeceği, kaldı ki, kök kayıt sabit sınırlarından başlanarak uygulandığında, 3402 Sayılı Yasanın 2/C maddesi gereğince, dayanılan tapu kaydının 698 sayılı parselin çekişmeli (A) bölümünü kapsamadığı, bu nedenle dahi tapu sahibi adın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden kabul edilemeyeceği gözetilerek, dava konusu edilen (A) bölümünün ilişkin kaydın iptaline karar verilmesinde ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” Hükümleri gereğince, davacı Hazine yararına yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı Hazine ve davalı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.