Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4474 E. 2011/4863 K. 21.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4474
KARAR NO : 2011/4863
KARAR TARİHİ : 21.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 10.02.2009 gün ve 2008/15656-2000 sayılı bozma kararında; “Davacı … Yönetimi … Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 17.02.1969 günlü dava dilekçesi ile davalılar ….ve arkadaşlarına ait Ocak 1953 tarih 17 numaralı tapu kaydı kapsamında kalan bazı taşınmazlar orman sınırı dışında bırakılmışsa da, sözü edilen tapunun 4785 sayılı yasaya göre yasal değerinin bulunmadığı, taşınmazların öncesi itibarıyla orman olduğu iddiasıyla tapunun iptalini ve elatmanın önlenmesini istemiş, mahkemece 1969/48 -1980/285 sayılı kararla davanın kabulüne dair verilen kesinleşen bu karara ait krokinin uygulanması sonucu çekişmeli taşınmazı ilgilendiren 168 numaralı orman sınır hattı civarında (A) işaretli taşınmaz bölümünün orman olduğu açıklanmak suretiyle (A) bölümünün orman niteliğiyle hazine adına tesciline karar verilmiş ise de hükme esas alınan, kesinleşen mahkeme kararı uygulamasına dayalı uzman bilirkişi raporunda orman sınır noktaları yazılı olmadığından rapor denetime elverişli değildir.
Ayrıca; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1971 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan Beydağı Ormanı yönünden seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazlar yönünden orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikte taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir.
Bu nedenle; mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmaz ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak örnekleri, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş mahkeme kararına ait kroki ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın mahkeme kararı ile kesinleşen tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmelidir.
Yukarıda açıklanan araştırma sonucu taşınmazın seri bazında yapılan ve mahkeme kararı ile kesinleşen Devlet Ormanlarının dışında kaldığının saptanması halinde bu kez eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde bulunup bulunmadığı belirlenmeli, 4999 sayılı Yasayla değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1 ve Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/4. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı yönetmeliğin 26. Maddesinin 2. paragrafı gereğince bu tür yerlerin sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı gözetilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilme” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra birleşen Nuh Kaplan tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulü ile dava konusu Çamköy 101 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 11.12.2009 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) işaretli 14209.56 m2’lik bölümünün kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğiyle hazine adına, (B) işaretli 2129,85 m2’lik bölümünün tespit gibi davalılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1968 yılında seri usulde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olmasına, orman bilirkişi tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın 1968 yılında seri usulde yapılan orman kadastrosu sırasında orman kadastro komisyonu tarafından niteliğinin değerlendirilip orman sınırları dışında bırakılmasına rağmen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/48 Esas 1980/285 sayılı kararı ile (A) kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun (B) kısmının ise orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine ve davada Hazine taraf olmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 21 /04 /2011 gününde oybirliği ile karar verildi.