Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4624 E. 2012/13143 K. 22.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4624
KARAR NO : 2012/13143
KARAR TARİHİ : 22.11.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında… Köyü 119 ada 36 sayılı parsel 32869.15 m2 yüzölçümü ile mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı kendisi adına tespit gören 119 ada 7 parselin 30000 m2’lik bölümünün çekişmeli mera parseli içinde bırakıldığını, bu yerin murisinden kendisine kalan tarım alanı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece, 119 ada 7 sayılı parsele yönelik bir dava bulunmaması nedeniyle tutanağın olağan yollarla kesinleştirilmesi için kadastro müdürlüğüne devrine, 119 ada 36 parselin tespitinin iptali ile zeytinlik niteliğinde davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1966 yılında …. serisi içinde orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra 1980 yılında yapılıp 07/01/1983 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasa ile değişik aplikasyon ve 2. madde, 1993 yılında yapılıp 14/06/1994 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu ve kazanma koşullarının yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Şöyle ki, taşınmaz mera niteliği ile tespit görmüştür. Mahkemece, taşınmaz başında ilk kez yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın bir bölümünün evvelce köy hayvanlarının otlatıldığı yer olduğu, 1976 – 1977 yıllarında davacı ile köy tüzel kişiliği arasında bir davanın görüldüğünden bahsetmişlerdir. Mahkeme tarafından, bu davanın ne olduğu ve ne şekilde sonuçlandığı araştırılmadığı gibi mera araştırması da yeterli değildir. Dosya arasında bulunan tutanaklardan çekişmeli yere komşu bulunan 119 ada 18 sayılı parselin mera olarak tespit gördüğü, kişiler tarafından açılan davanın reddedilerek temyiz edilmeden kesinleştiği; 119 ada 8, 9, 14, 19, 26, 27, 28, 30, 35 ve 37 parsellerin ise yine mera olarak tesbit edilip itiraz edilmeksizin bu nitelikleri ile özel siciline kaydedildikleri anlaşılmaktadır. Bu husus, taşınmazın bulunduğu yörede mera alanlarının yoğun olarak bulunduğunun göstergesidir. Mahkeme tarafından davaya konu taşınmazın tesbit tutanağında sözü edilen mera vergi kaydı yöntemince uygulanmamış, taşınmazın tahsisli mera olup olmadığı araştırılmamış, bu yerde 4342 sayılı Mera Yasası gereğince mera tesbit komisyonunca bir çalışma yapılıp yapılmadığı,
yapılmışsa aynı Yasanın 13. maddesi gereğince bu çalışmanın ilân edilerek kesinleşip kesinleşmediği, davacı tarafından bu işleme karşı itirazda bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamıştır. Kaldı ki; mahkemece, dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar komşu köylerden seçilmiş kişiler değillerdir.
Açıklanan nedenlerle, çekişmeli yerin mera niteliğinde olup olmadığı, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı kesin bir biçimde saptanmalıdır. Bu cümleden olarak; tespit tutanağında sözü edilen mera kaydı getirtilmeli, taşınmazın tahsisli mera olup olmadığı, yörede 4342 sayılı Yasa gereğince çalışma yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sonucunda bu yerle ilgili olarak ne gibi bir işlem yapıldığı araştırılmalı, tarım uzmanı, fen elemanı, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar eşliğinde yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak … mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler eliyle tespitte sözü geçen vergi kaydı yöntemince uygulanarak çekişmeli yere ait olup olmadığı duraksama yaratmayacak biçimde belirlenmeli, kadim mera niteliğinde olup olmadığı sorulmalı; varsa, komşu köylerden zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenerek zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalı; tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 4342 sayılı Yasa kapsamında bir çalışma varsa fen elemanından taşınmazın bu çalışmaya göre durumunu gösterir rapor ve kroki alınmalı, yerel bilirkişilerce sözü edilen dava dosyası keşifte uygulanarak çekişmeli yerle ilgili olup olmadığı, bu yerle ilgili ise sonucunun temyize konu davaya etkili olup olmadığı belirlenmeli, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca davalı yönünden; tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözardı edilerek kurulan hüküm usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 22.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.