YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3996
KARAR NO : 2012/12688
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2008 yılında yapılıp 22.12.2008 ilâ 20.01.2009 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen arazi kadastrosu sırasında… Köyü, 159 ada 110 parsel sayılı 487 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı gerçek kişi adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmakla birlikte mütegayip eşhastan kalan, yani; kayıp ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden tapulu yer olduğu iddiasıyla kadastro mahkemesinde tespite itiraz davası açmıştır. Askı ilân süresi içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle kadastro mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine davacı yanın başvurusu ile dosya sulh hukuk mahkemesine intikal ettirilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişisi 1956 ve 2002 tarihli memleket haritalarında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve Hazinenin tutunduğu Nisan 1289 tarih 203 ve 221 sayılı tapu kayıtlarının taşınmaza uymadığını doğru olarak belirlemiş ise de; … uzmanı raporunda taşınmazın taban suyu seviyesi düşük, toprak derinliği az, üzerinde ekili, dikili ürün bulunmadığı belirtildiği halde, davalı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki imar ve ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının ne şekilde gerçekleştiği ve davalı gerçek kişi yönünden 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki sınırlamanın aşılıp aşılmadığı araştırılıp tartışılmamış, zilyedlik tanığı dinlenmemiştir. Bu durumda, çekişmeli taşınmazda kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemeye yönelik araştırma ve inceleme yeterli ve kanaat verici değildir.
Bu nedenle, mahkemece zilyetlik yolu ile kazanma (Medenî Yasanın 713. maddesi, 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki ) koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yapılacak keşifte zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar, ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, ayrıca taşınmazın değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında tasarruf sınırlarının olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, taşınmazın üstün vasfının ne olduğu, ihya edilerek kültür arazisi niteliği kazandırılan bölümler ile işlenmeyen, imar ve ihya edilmeyen bölümlerinin nereler olduğu ölçülerek belirlenmeli ve teknik bilirkişi tarafından krokiye işlenmeli, bu kısımlar ayrıca mahkeme nezaretinde çektirilecek fotoğraflarda da işaretlettirilmeli, kazanılmaya elverişli yerler bulunup bulunmadığı ve kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı tesbit edildikten sonra 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişi ve murisleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Yasanın 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, sınırlamanın aşılmadığının tesbit edildiği ve kazanılmaya elverişli yerler bulunduğu ve kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde Hazinenin davasının reddine, imar ve ihya edilmeyen bölümler varsa bu bölümlere ilişkin olarak da davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14/11/2012 günü oybirliği ile karar verildi.