YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7526
KARAR NO : 2011/8616
KARAR TARİHİ : 04.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1995 yılında yapılan ve 22.09.1997- 23.10.1997 tarihleri arasında ile edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında … köyü 101 ada 180 parsel sayılı 2877,13 m2, 101 ada 185 parsel sayılı 1820,39 m2, 101 ada 186 parsel sayılı 566,71 m2, 101 ada 187 parsel sayılı 485,73 m2, 101 ada 188 parsel sayılı 423,73 m2, 101 ada 189 parsel sayılı 752,81 m2 ve 101 ada 190 parsel sayılı 740 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adına tespit edilmiş olup halen tapuda ayni şekilde kayıtlıdır. Davacı … Yönetimi, taşınmazların orman sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 12/3. Maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.
5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, Anayasa Mahkemesinin aynı gün ve 2009/31-27 sayılı kararıyla da, “…bu madde ve ibarenin, uygulamasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA” karar verilmiş ve 02 Haziran 2011 günlü ve 27952 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararının yürürlüğe girdiği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2011 gün ve 2011/1-36 esas ve 2011/390 karar sayılı kararında da kabul edilmiştir.
Gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve bu maddeler özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrımda içermemekteyse de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır (örneğin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun
08.05.1987 tarih 1986/3 Esas ve 1987/4 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları). Bu nedenle, Orman Yönetimi tarafından taşınmazların orman sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile açılan davanın 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilemez.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04.07.2011 günü oybirliği ile karar verildi.