YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5034
KARAR NO : 2011/9726
KARAR TARİHİ : 13.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4.maddesine göre yapılan kadastroda … ilçesi … Mahalle 13223 ada 233 parsel sayılı 581,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve eşit hisseler ile … oğlu …, … oğlu …’in kullanımında olduğu, üzerindeki evin kendilerine ait olduğu evin 8,17 m2 bölümünün 600 sayılı parseli içinde kaldığı” yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … babasının adı … olduğu halde beyanlar hanesinde … olarak yazıldığı, bu yanlışlığın giderilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … ilçesi … Mahallesi 13223 ada 233 sayılı parselin Hazine yönünden kesinleştiğinin tesbitine, bu konuda yeniden bir hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu parselin … oğlu 1945 D.lu …’in kullanımında olduğu, …’in beyanlar hanesindeki baba adının … yerine … olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek – 4.maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1974 yılında yapılıp, 20.10.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen EK 4/1 madde gereğince “ 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.Kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatı tesbit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi yada kişilere aittir. Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, Kadastro Müdürlüğü’nün davalı gösterilmesinin ve hazine vekili tarafından temsil edilmiş olmanın temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Davacı, beyanlar hanesine yararına şerh konulduğu ancak baba adının Mustan yeine Halil olarak yazıldığı bu yanlışlığın giderilmesini isteyerek dava açmış olup, davanın tesbit maliki Hazineye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece Kadastro Müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Taşınmazda keşif ve inceleme yapılmadan celsede dinlenen tanığın yetersiz beyanı esas alınarak dava kabul edilmiş, infazda zorluk yaratacak biçimde çelişik hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece kadastro müdürlüğüne yöneltildiğinden söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilde yanılma hali resen gözetilerek, davanın tesbit maliki Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazineye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmeli, açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tesbiti kesinleşmediğinden, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi gereği, yapılacak keşif, inceleme ve uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceği, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceği tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanarak sicil oluşturulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılama devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesin yer olmadığına, Kadastro Müdürlüğü harçtan bağışık olduğundan harca hüktemmeye yer olmadığına 13/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi