Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5525 E. 2011/9684 K. 13.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5525
KARAR NO : 2011/9684
KARAR TARİHİ : 13.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2009 gün ve 2009/2068-7751 sayılı kararı ile çekişmeli … köyü 2606 sayılı parselin 18.03.2008 tarihli fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 1585 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hüküm onanmış, Orman Yönetiminin aynı fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 42 m2 bölümüne ilişkin temyiz itirazları red edilmiş, … dışındaki davalı gerçek kişilerin temyiz itirazları kabul edilerek bu bölüme ilişkin hüküm “çekişmeli parselin bu bölümünün 1989 yılında yapılan 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve hak düşürücü sürelerin geçerek işlemin kesinleştiğinin belirlendiği, bu tür yerler orman rejimi dışına çıkarıldığından, Orman Yönetiminin tasarruf yetkisi bulunmadığı gözetilerek, bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak bu kez, … köyü 2606 sayılı parselin fen bilirkişi … tarafından düzenlenen krokide (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın kabulü yönündeki mahkemenin 2004/447-2008163 sayılı kararı kesinleştiğinden (B) bölümü ile ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, aynı şekilde davalı … yönünden çekişmeli parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin sözü edilen ilk kararı kesinleştiğinden (A) bölümüyle ilgili … yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve Murat Paşa Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
1) Çekişmeli … köyü 2606 sayılı parselin 18.03.2008 günlü fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin davanın kabulüne ve bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin, mahkemenin 29.05.2008 gün ve 2004/447-163 sayılı kararı, … dışındaki diğer davalıların temyiz itirazları red edilerek, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2009 gün ve 2009/2068-7751 sayılı kararı ile onanıp, davalıların karar düzeltme istemleri de, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2009 gün ve 2009/14053-13620 sayılı kararı ile red edildikten sonra kesinleştiğine göre, davalı gerçek kişilerin bu bölüme ilişkin hükmü temyiz etmekte hukuki yararı yoktur.
2) Davalı gerçek kişilerin çekişmeli parselin 18.03.2008 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyizi itirazlarına gelince; mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verildiğine ve davanın red gerekçesine göre bu bölüme ilişkin hükmü temyiz etmekte de hukuki yararı yoktur.
3) Davalı gerçek kişilerin diğer temyiz itirazlarına gelince; bozma kararı gereğince işlem yapılıp, 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle değişik 3402 sayılı Yasanın 12. maddesine eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “İddia ve taşınmazın niteliğine ….” ibaresiyle, 5841 sayılı Yasanın 3. maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenen 10. maddesinin tamamının, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 esas 2011/77 sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararının 23 temmuz 2011 tarih 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu iptal kararından sonra 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinin kamu mallarına ilişkin davalarda değil, Devlet veya diğer kamu tüzel kişilikleri tarafından özel mülk savıyla açılan davalarda uygulama olanağı bulacağı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2011 gün ve 2011/1-36 esas ve 2011/390 karar sayılı kararıda ayni yöndedir), somut olayda çekişmeli taşınmazın (B) bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğu ve bu nedenle Hazine adına tapuya tescili talebiyle dava açıldığından 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilerek, Orman Yönetiminin bu bölüme ilişkin davasını reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince red ve kabul oranı gözetilmek suretiyle davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci ve ikinci bentlerde açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişilerin esasa ilişkin temyiz istemlerinin REDDİNE,
2) Üçüncü bentte açıklanan nedenlerle; hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 4, 5 ve 6 numaralı bentlerinin tamamen hükümden çıkartılarak bunun yerine dört numaralı bent olarak “4- 6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması ve sonraki bent numaralarının buna göre yeniden düzenlenmesi suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları peşin temyiz harcının istek halinde iadesine 13.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi.