Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3922 E. 2011/5059 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3922
KARAR NO : 2011/5059
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü Köyiçi mevkisinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1720.31 m2 yüzölçümündeki taşınmazın ev ve bahçe niteliğinde davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış, ve 04/12/1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Yine bu yerde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlanmış, sonuçları 10/08/2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Şöyle ki; hükme esas alınan orman mühendisi …’e ait 04/06/2009 tarihli raporda çekişmeli yerin orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak yöreye ait 1956 tarihli memleket haritasında konumu gösterilmiştir. Ancak; Dairemizin iade kararı üzerine dosyaya getirtilen ve komşu parsellerle ilgili olan … esas sayılı dava dosyalarında da orman araştırması yapılmış ve orman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Sözü edilen dava dosyalarında yapılan keşiflerde hazır bulunan bilirkişiler de yine 1956 tarihli memleket haritasını uyguladıklarını açıklamaktadırlar. Ancak; bu harita ile dosyamız arasında bulunan haritanın karşılaştırmasında her iki haritanın birbiri ile benzeşmediği, farklı haritalar oldukları anlaşılmaktadır. Delil dosyalarda bulunan bilirkişi raporlarına ekli konum gösterimlerinde yakın komşu olması nedeniyle çekişmeli yer de gösterilmiş olup yapılan uygulamaya göre iğne yapraklı orman ağacı rumuzu bulunan yeşil alanda kalmaktadır. Bu durum bilirkişi raporlarının yeterliliği konusunda duraksama yaratmaktadır ve mahkemece bu yön üzerinde durulup çelişki giderilmemiştir.
Bu nedenlerle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dosyamızda hükme esas alının bilirkişi raporu ile 2006/9 ve 2006/11 esas sayılı dava dosyalarında yer alan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeli, haritalar arasındaki farklılığın nedeni araştırılmalı, oluşacak sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır. Değinilen yön gözardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.