YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12354
KARAR NO : 2010/2262
KARAR TARİHİ : 03.03.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil … A.Ş vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, 13.04.2006 tarihinde iflasın ertelenmesi talebinde bulunulması üzerine mahkemece 27.07.2006 tarihinde 1 yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verildiğini, daha sonra bu sürenin 27.07.2008 tarihine kadar uzatıldığını, bu süreçte müvekkili şirketin iyileştirme projesi çerçevesinde faaliyetlerine devam ettiğini, borçların protokole bağlandığını, mevcut borçların %65’inin ödendiğini, alacaklı firma sayısının 123’ten 24’e indirildiğini belirterek iflasın ertelenmesinin 27.07.2008 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle uzatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece bilirkişi heyeti raporuna göre borca batık olan davacı şirketin iyileştirme projesinin ciddi sayılabileceği , iyileştirme ümidinin mevcut olduğu, davacının içinde bulunduğu duruma rağmen borçlarının tamamına yakın kısmının yeniden yapılandırıldığı, borç ödemelerinin devam etmekle ve azalmakta olduğu belirtilerek davacı şirketin iflasının bir kez daha 1 yıl süreyle uzatılmasına karar verilmiş, hüküm müdahil … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Mahkemece, verilen iflâsın ertelenmesi kararı bir yıl uzatılmış olup, davacı vekili iflas erteleme kararının ikinci kez uzatılmasını talep etmiştir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje ile iflâs erteleme süresince iyileştirme projesinin hangi oranda başarılı sonuçlar verdiği üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icabetmektedir.
Mahkemece yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve alınan kök raporda iki yıllık erteleme süresi içinde şirketin mali durumunun ve likitidesinin borca batıklık bildiriminin yapıldığı tarihe göre daha iyi bir duruma gelmediği, projede öngörülen satış ve kârlılık rakamlarına ulaşılamadığı, ilk sunulan iyileştirme projesinde yabancı ortak bulunması öngörülmüşken yeniden sunulan iyileştirme projesinde bu tedbirden vazgeçilmesinin olumlu nitelendirilmediği, dış kaynak sağlanmadan mevcut ağır borç yükünün hafifletilemeyeceği belirtilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda ise borçların tamamına yakınının yeniden yapılandırıldığı, borçların azaldığı, davacının iflâsı hâlinde yapılan yüksek miktarlı yatırımın değerinin önemli ölçüde düşeceği, iflâsın ertelenmesinin bir yıl süreyle uzatılmasının borçlu ve alacaklılar ile kamu menfaatine uygun olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemeye sunulan son kayyım raporunda ise davacının yabancı kaynağa ihtiyacı olduğu, bu konuda somut bir gelişme olmadığı, yabancı kaynak girişi olmadığı sürece davacı şirketin ıslahının mümkün bulunmadığı ifade edilmiştir.
Ayrıca iflasın ertelenmesinde olduğu gibi, iflâsın ertelenmesinin uzatılmasında da borca batıklığın tespiti sırasında kaydî değerlerin değil, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilançoda kayıtlı değerler üzerinden borca batıklığın saptanması suretiyle iflâsın ertelenme kararının uzatılması isabetli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde kök ve ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için ehil bir bilirkişi heyetinden rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve özellikle iflas erteleme tedbirlerinin uygulanmaya başladığı tarihten itibaren iyileştirme projesinin ne ölçüde başarılı şekilde uygulandığının bilimsel ve objektif şekilde tespiti ile son kayyım raporundaki değerlendirilmeler de gözetilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olup, eksik incleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 3.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.