YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5030
KARAR NO : 2011/9725
KARAR TARİHİ : 13.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda … beldesi … mahallesi 8228 ada 91 parsel sayılı 1647,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı” ve “eşit paylar ile … oğlu … ve … kızı … kullanımında olup, üzerindeki zeytin ağaçlarının kendilerine ait olduğu” şeklinde şerh yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı gerçek kişi taşınmazın kendi kullanımında ve baba adı … olduğu halde, beyanlar hanesinde … oğlu …’ın kullanımında olduğunun yazıldığı, bu yanlışlığın giderilmesi iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davacının ilk celseye kadar dava ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle, davasının 3402 sayılı Yasanın 28/1 maddesi gereğince davacının itiraz etmemiş sayılmasına, (davanın REDDİNE), dava konusu …. ilçesi, … mahallesi 8228 ada 91 sayılı parselin 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınrıları dışına çıkarılmak işleminin kesinleştiğinin tespitine, kullanan kişilerin … oğlu … ve … kızı … olduğunun tebitine, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında yapılıp 16.01.1946 tarihinde askı ilanı yapılarak 10.04.1946 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1981 yılında yapılarak 24.09.1982 tarihinde askıya çıkartılan ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Kadastro tespitine itiraz davalarında davalı sıfatı tespit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi yada kişilere aittir. Yüksek Hukuk Genel Kurulunun HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. Somut olayda dava sadece beyanlar hanesinde yararına kullanıma ilişkin şerh yazılan … aleyhine açılmış, Hazineye karşı dava açılmamıştır. Davalı sıfatının yokluğundan değil eksikliğinden söz edilebileceğinden, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi başka deyişle davasını, taşınmazın mülkiyetine sahip Hazineye yönlendirmesi için olanak verilmesi, taraf teşkili sağlandığında davaya devamla hüküm kurulması, taraf teşkilinin sağlanmaması halinde davanın bu nedenle reddi gereklidir.
Diğer taraftan, Mahkemece davacı tarafın ilk celseye kadar dava ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmişse de, davacı taraf dava dilekçesinde davasını açık olarak anlatılmış, delil olarak da tespit tutanağı, tanık beyanı ve hür türlü delile dayanmıştır. Bu nedenle, dava delillerini bildirmediğinden söz edilemeyeceği gibi, 3402 sayılı Yasanın 29/1. maddesi gereğince, kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılacağı, taraflardan hiç biri gelmez ise dosyanın işlemden kaldırılmayacağı, hakimin, toplanması mümkün olan delilleri inceleyip, 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlayacağı, bu nedenle davacının ilk celseye gelmediğinden söz edilerek davacının itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmeyeceği, Ayrıca mevcut dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tespitinin kesinleşmediği, tespit tutanağının dosya içine getirtildiği, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu, başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüde yer bırakmayacak biçimde karar verme yükümlülüğünün bulunduğu gözetilmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesin yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 13.09.2011 günü oybirliği ile karar verildi