Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/3081 E. 2011/6378 K. 25.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3081
KARAR NO : 2011/6378
KARAR TARİHİ : 25.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … ve katılan … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, … köyü 160 ada 1 ve 161 ada 1 parsel sayılı 555.11 ve 2248.37 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ahşap samanlık ve bahçesi niteliğiyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Yargılama sırasında Orman Yönetimi davaya katılmıştır. Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulüyle 161 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline, 160 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın tespitinin iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece çekişmeli 16 ada 1 parselin orman sayılan yerlerden olduğu 161 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş ise de, mahkemece ulaşılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Söyle ki; bir davada taraf sıfatı ile dava ehliyeti farklı hukuksal statüleri ifade eder. Davada sıfat konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine ait bulunmaktadır. Buna davacı olma sıfatı aktif husumet denilmektedir. Davada taraf olarak yer alan kimseler dava ehliyeti ve davayı takip etme yetkisine sahip olsalar bile davada gerçekten davacı yada davalı sıfatı yoksa dava konusu hakkın esası yönünde karar verebilme olanağı yoktur. Dava ehliyeti ise kimlerin dava açabileceğini ifade edip: davayı takip yetkisini de içerir ve aynı zamanda bir dava koşuludur.
Somut olayda ise, çekişmeli taşınmazlar kadastro sırasında ahşap samanlık ve bahçe niteliğiyle davalı adına tesbit edilerek 24/05/2008 tarihinde askı ilanı yapılmış süresi içerisinde davacı … tarafından çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açılmış ve açılan bu davaya Orman Yönetimi 03/02/2009 tarihinde orman iddiasıyla katılmıştır. Davacı … dava açarken kendisine ait bir hakkı ileri sürmeyip taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasına dayandığından, bu iddiayla dava açma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle; mahkemece davacı tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, katılan … Yönetimi yönünden ise başta hak sahibi tarafından usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından ve katılma tarihi itibariyle de 3402 sayılı Yasanın 12/1 maddesinde öngörülen 30 günlük süre geçmiş olduğundan mahkemenin görevsizliğine, tespit tutanağının onaylı bir örneği ile dava dosyasının görevli ve Hukuk Mahkemesine, tutanak asıllarının ve eklerinin de kesinleşen tespit uyarınca işlem yapılmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’ın ve katılan … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 25/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.