YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7454
KARAR NO : 2010/12117
KARAR TARİHİ : 27.10.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davalı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahillerden …Çimento Yapı İnş.Tic.Ltd.Şti.,…Yapı İnş.Taah.ve Tic.Ltd.Şti.,…, … Demir İnş.ve Tic.Ltd.Şti.,İselko Isıtma Soğutma San.Ltd.Şti. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, inşaat sektöründe faaliyette bulunan müvekkili şirketin küresel ekonomik krizden dolayı borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesi kapsamında uygulanacak tedbirlerle şirketin borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iflasın ertelenmesi talebinde bulunan şirketin borca batık olduğu bilirkişi raporuna göre şirketin faaliyetlerini sürdürdüğü, iyiniyetli olduğu borca batıklıktan kurtulma imkanının mevcut olduğu, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı bulunduğu belirtilerek şirketin iflasının 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm …Çimento Yapı İnş.Ltd.Şti., …Yapı Ltd.Şti. …, … Demir İnş.ve Tic.Ltd.Şti., İselko Isıtma ve Soğutma Ltd.Şti.vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda;
şirketin borca batık olduğu, sermaye artırımı konusunda alınan kararın tescil ve ilan edilmediği, alacaklarını tahsil edebilme kabiliyeti ve oranı hakkında bir kanaat beyan etmenin mümkün olmadığı, görüşülen ve yapılandırılmış borçlara ilişkin mutabakat yazılarının sunulması gerektiği, bu aşamada ilanların henüz yapılmadığı ve dolayısıyla müdahale dilekçelerinin verilmediği, alacaklıların haklarının korunması yönünden bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiş, mahkemece bu raporun hükme esas alındığı belirtilerek iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporunda, “şirketin faaliyetlerine devam ettiği, mali tablolarında gözle görülür iyileştirmeler görüldüğü, şirketin içinde bulunduğu duruma rağmen en büyük alacağının bulunduğu Büyükşehir Belediyesinden 8 aylık gibi uzun bir süre tahsilat yapamamasına rağmen mevcut işi tamamlama aşamasına getirdiği, taahhüt ve proje arayışlarına yöneldiği, borca batıklıktan kurtulma imkanının mevcut olduğu” yönünde görüş bildirildiği belirtilmişse de yukarıda özetlenen bilirkişi raporundan açıkça anlaşıldığı üzere projenin ciddi ve inandırıcılığı ile alacaklıların menfaatlerinin korunması açısından bir görüş ifade edilmediği gibi mahkemenin bilirkişi görüşü olarak yazdığı ifadeler de bilirkişi raporunda yer almamaktadır. Öte yandan bilirkişi raporu esas alınarak oluşturulduğu ifade edilen “borca batık ve tasfiye hâlinde olmayan davacı şirketin iyileştirme projesinin işleve girdiğinde borçlarının ödenebileceği, iyiniyetli bulunan davacı şirketin haciz baskısı olmaksızın satış gelirlerinden elde edilecek kârlarla süreç içinde gerçekleştirilen sermaye artışı ve artışlarından elde edilecek paraların borçların finanse edilmesinde ve şirketlerin işlerliğinin sağlanmasında kullanılacağı, borç yapılandırılmalarında önemli gelişmeler olduğu, iyileştirme tedbirlerini gerçekleştirmeye ehil olduğu belirlenerek ciddi ve inandırıcı bulunan talebin kabulüne” şeklindeki gerekçe de bilirkişi raporunda yer almamaktadır. Bu tespitler çerçevesinde özel ve teknik bilgi gereksinimi nedeniyle başvurulan bilirkişi raporuna aykırı karar verilmesi doğru olmadığı gibi, bilirkişi raporunda ifade edilmeyen görüşlerin, bilirkişi raporunda yer aldığı belirtilmek suretiyle hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır.
2- Sermaye artırımı konusunda 14.10.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı alınmışsa da söz konusu sermaye artırımı bedelinin ödendiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Nitekim mahkemenin karar vermesinden sonra dahi sermaye artırımı taahhüdüne uyulmadığı 27.4.2010 tarihli kayyım raporundan anlaşılmaktadır. Sermaye artırımının amacı, şirketin eksik olan işletme sermayesinin güçlendirilerek faaliyetlerine devam etmesi ve borca batıklıktan kurtulmak için gerekli dış (yeni) kaynak ihtiyacının karşılanmasının sağlanmasıdır. Sermayenin artırılması aynı zamanda alacaklıların alacaklarını belli ölçüde güvence altına alan bir işleve de sahiptir. Bu nedenle sermaye artışından doğan borcun somut olayın özellikleri çerçevesinde en azından bir kısmının ortaklar tarafından ödenmesi hâlinde gerçek anlamda bir sermaye artışından söz edilebilir. Mahkemece bu husus gözetilmeden sermaye artışına ilişkin ortaklar kurulu kararına itibar edilerek projenin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
3- Son (27.4.2010 tarihli) kayyım raporunda, şirketin tek faaliyeti olan …Büyükşehir Belediyesine olan taahhüdünü yerine getirdiği, başka bir faaliyetinin olmadığı, şirketin ana faaliyet konusu olan inşaat ve taahhüt faaliyetlerine devam etmek için proje arayışının devam ettiği, ancak rapor tanzim tarihi itibarıyla somutlaşan bir projesinin bulunmadığı, şirketin kayıtlarının düzenli olmayışı ve alacaklılar ile hesap mutabakatı yapılamaması nedeniyle borç ödemelerine onay verilmediği anlaşılmaktadır. İflasın ertelenmesinin amacı, yukarıda (1) numaralı bentte ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, şirketin borca batıklıktan kurtularak faaliyetlerine devam etmesidir. Somut bir projesi olmayan ve faaliyetlerine devam edemeyen bir şirketin ne suretle ıslahının mümkün olacağı ve fon yaratarak borçlarını ödeyebileceği düşünülmeden iflâsının ertelenmesine hükmedilmesi isabetsizdir.
4-Son (27.4.2010 tarihli) kayyım raporunun ekindeki bilançoda, şirketin ortaklarından 23.574 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Ortakların iflâs erteleme talebinde bulunan şirkete borçlu olması hâlinde iyiniyetli sayılamayacakları düşünülmeden, şirketin iyiniyetli olduğunun kabulüyle iflâs erteleme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
5- İflas erteleme talebinin sadece Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan nüshası dosyada yer almaktadır. Sermaye şirketinin veya kooperatifinin borca batık olması hâlinde iflâsını ve iflâsın ertelenmesini düzenleyen İcra ve İflâs Kanununun (İİK) m.179 ve Türk Ticaret Kanununun 324’üncü maddesinde bu istemin ilânına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. İflâsın ertelenmesi kurumu, erteleme talebinde bulunan şirketin menfaati göz önüne alınarak düzenlenmişse de alacaklıların menfaatleri de korunmalıdır. Bu nedenle şirket borçlarının muvazaalı olarak aktiften fazla olması sonucunu doğuracak kötü niyetli davranışların önüne geçmek ve sermaye şirketinin borca batık olup olmadığını, iyileştirme projesinin yeterli bulunup bulunmadığını alacaklılara kanıtlama olanağı vermek amacıyla iflâsın ertelenmesi talebinin İİK’nın m.166,II hükmündeki usulle ilân edilmesi, ilân üzerine borca batıklık durumu ve iyileştirme projesine itiraz eden alacaklıların sunduğu deliller de değerlendirilip erteleme koşullarının olup olmadığı araştırılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
O hâlde mahkemece yapılacak iş; öncelikle dosya içeriğindeki delillere ve özellikle de hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda yer alan tespit ve görüşlere uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılarak, yukarıda belirtilen diğer hususlar üzerinde durulup, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesinden ibarettir. Dosya muhteviyatıyla bağdaşmayan soyut ifadeler ve varsayımlar gerekçe yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 27.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.