Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2011/529 E. 2011/2270 K. 22.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/529
KARAR NO : 2011/2270
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, 221, 223, 784 ve 785 sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile belediye adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, İskenderun İlçesi 1. Mıntıka 221, 223, 784 ve 785 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında … … kızı … adına kayıtlı olduğunu, tapu kaydına göre …’nin mirasçılarından olan … payına 1062 Sayılı Yasa gereğince el konulduğunu, dava konusu taşınmazların tamamının kamulaştırıldığını, kamulaştırma işleminin kesinleştiğini, tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline, tapu kayıtlarındaki 1062 Sayılı Yasa gereğince verilen şerhin ise silinmesine karar verilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
15.06.1927 tarihinde yürürlüğe giren 1062 Sayılı Yasa ile Bakanlar Kuruluna karşılıklılık (Mukabele-i bilmisil) esasına ilişkin olarak bir devletin vatandaşlarının Türkiye’deki malları üzerindeki tasarruflarını kısmen veya tamamen tahdit veya onlara el koyma yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulunca, bu yasaya uygun olarak Suriye uyruklu kişiler hakkında 13.01.1939 tarih 2/10250 Sayılı Kararname çıkarılarak, taşınmazlarını başkalarına devretmeleri ve üzerlerine ipotek koydurmaları yasaklanmıştır. 23.06.1959 tarihinde kabul edilen sözleşme ile Türkiye Sınırları içinde kalan ve Türk Tabiiyetine geçmiş sayılan kimselere, Suriye ve Lübnan uyruğuna geçmek için sözleşme tarihinden itibaren 6 aylık ikametgahlarını nakletme, 18 aylık da mallarını tasviye için süre tanınmıştır. 31.05.1940 tarih 2/13629 Sayılı Kararname Lübnan ve Suriye uyruğunu tercih edenlerin mallarını, tanınan 18 aylık sürenin bitimine kadar zayii ve telef olmaması için nasıl idare edileceğine ilişkin yöntemleri belirlemiş, Suriye uyrukluların malları Devletçe konulan bu ilkelere göre idare edilmeye başlanmıştır. İlave olarak süresinde mallarını tasfiye etmeyen kişilerin mallarının, 2490 Sayılı Yasaya göre tasfiye edileceği hükmü getirilmiştir. 14.02.1942 tarih 2/17317 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de muvazaalı temliklerin önlenmesi yönünden Suriye uyruklu kişilerin borçlarından dolayı malları üzerinde haciz konularak satışlarının yapılabilmesi yasaklanmıştır. 18.11.1957 tarih 4/9697 Sayılı kararname ise, Suriye uyrukluların, paydaşı olduğu taşınmazların rızaen taksimlerini yasaklamış ancak mahkeme eliyle şuyuun izalesine imkan vermiştir. Bunun yanında Medeni Kanunun 724 ve 725. maddesine göre temliken tescilleri önlenmiştir. Son olarak 17.10.1966 tarihinde yürürlüğe giren 01.10.1966 gün 6/7104 Sayılı Kararname ile de, Suriye uyrukluların mallarına Devletçe el konmuştur. Kısaca belirtmek gerekirse Suriye uyrukluların mallarının mülkiyeti 1966 tarihine kadar Devlete geçmemiş ise de, bu malların gerek mal sahibinin iradesi, gerekse iradesi dışında özel kişilere geçmesi önlenmiş, onlara vaziyet edilmiş üzerlerinde gittikçe artan bir hakimiyet kurulmuş, sonunda da söz konusu kararname ile fiilen el konulmuştur. Diğer bir anlatımla 01.10.1966 tarihinden önce ilerde Devlete geçeceği düşünülerek Suriye uyrukluların malları denetim altına alınmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 15.04.1992 tarih 992/7-174-245 Sayılı, 04.12.1991 tarih 991/16-539-624 sayılı kararı).
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazların … … kızı … adına kayıtlı bulunduğu, İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 05.03.1987 tarihli ve 1987/240-1987/156 sayılı mirasçılık belgesine göre …’nın …’nin mirasçısı olduğu, dava konusu taşınmazlardaki … payına 1062 Sayılı Yasa gereğince el konulduğu, taşınmazların 25.04.1969 tarihinde kamulaştırıldığı, İskenderun İkinci Noterliğince … adına tebligat yapıldığı, 1062 Sayılı Yasa gereğince dava konusu taşınmazlardaki … payına isabet eden kısmın tasarrufu kısıtlandığı ve denetimi Hazineye geçmiş olmasına rağmen, Hazine adına yapılmış bir tebligat bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre … payı açısından kamulaştırma işlemi kesinleşmediğine göre bu davalı açısından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.