YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/314
KARAR NO : 2011/4063
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 18.06.2010 tarihli dilekçesiyle, tapuda kaydı bulunmayan sınırlarını bildirdiği …. köyü Köyüstü mevkiinde kendi adına kayıtlı dava dışı 817 sayılı parselin güneyinde bulunan 1000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, genel kadastroda tapulama harici bırakıldığı, orman sayılan yerlerden olmadığı halde, yörede 123 Numaralı Orman Kadastro Komusyonunca yapılıp 2008 yılında yapılıp 22.12.2009 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, yasaya aykırı bu işlemin iptalini, taşınazın adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde açıklamaya ve dosya kapsamına gore dava, 6 aylık sürede açılan orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Kuzgeçe köyünde 1980 yılında yapılan ve 02.07.1981 ila 03.08.1981 tarihinde ilan edilen genel kadastroda çekişmeli taşınmaz tapulama dışı bırakılmış dava dışı 817 sayılı parsel 495 m2 bahçe niteliğiyel ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Mustaa kavaklı ve arkadaşları adına tesbiti kesinleşmiş, 09.11.2009 tarrihinde satış ve pay birleştirmesi ile … adına kayıt edilmiştir.
Mahkemece eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının hak sahibi olup olmadığı yöntemince araştırılmamış, davacı çekişmeli taşınmazın Medeni Yasanın 713. Maddesi gereğince adına tescilini istediği halde bu istem hakkında bir karar verilmemiştir.
6831 sayılı Yasanın 11/1 maddesi gereğince orman kadastrosuna “hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler” de itiraz edebilir. Davacı gerçek kişi tapu kaydına dayanmadığına göre, orman kadastrosu tutanaklarının düzenlendiği 1997 yılından önce 20 yıl sürdürülen davasız (çekişmesiz) aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetlikle mümkün olabileceği, ancak bu tür bir zilyetliğin davacıya orman kadastrosuna itiraz davası açma hakkı (aktif dava ehliyeti) verebileceğinden, yasada öngörüldüğü üzere “hak sahibi” olup olmadığı, yöntemince araştırılmalıdır.
Diğer taraftan çekişmeli taşınmazın genel kadastroda hangi nitelikte olduğu için tapulama dışı bırakıldığı, çevresindeki taşınmazların niteliği, taşınmazın niteliklerine zamanaşımı zilyetli yoluyla tescili mümkün olan yerlerden olup olmadığı araştırılmadığı gibi, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın ölçekli krokisinin genel arazi kadastro paftasına işlenmesi ve memleket haritasının ölçeklerinin çakıştırılmasına dayanmadığı için hükme dayanak yapılamaz.
O halde, Mahkemece, en eski tarihli ve dava tarihine en yakın tarihte üretilen memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planları, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan genel arazi kadastrosunda düzenlenen 1/5000 ölçekli fotogometri yöntemi ile düzenlenen pafta fotokopisi ilgili yerlerden getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın, genel arazi kadastrosunda ne gibi işlem gördüğü hangi nitelikte olduğu için tapulama dışı bırakıldığı ilgili yönetimden sorulmalı, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen harita ve fotağraflar çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine (kadastro paftası yok ise çekişmeli taşınmazın ölçekli krokisi), yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı,
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu yada en yakındaki kadastro parsellerin tutanak ve dayanakları, komşu yada yakında bulunup tapuda kayıtlı taşınmazların tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili hüküm dosyaları getirtilip dayanak kayıt ve krokiler uygulanarak, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişil yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, davacının hak sahibi olup olmadığı tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanarak, ulaşılacak sonuca göre orman kadastrosuna itiraz davası hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeden eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Dava aynı zamanda çekişmeli parselin Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmüne göre tapuya tescil istemi içerdiği, Kadastro Mahkemesinin görevinin 3402 Sayılı Yasanın 24,25 ve 26. Maddesinde düzenlendiği, 3402 sayılı Yasanın 11/1 ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddeleri uyarınca süresi içinde açılan kadastro tesbitine itiraz ve orman kadastrosuna itiraz davalarıyla, 3402 sayılı Yasanın 5, 10 ve 27. Maddesi hükmüne göre Kadastro Mahkemesine gönderilen dava ve işlere bakacağı, somut olayda tescil istemi hakkında Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı genel mahkemelerin görevli olduğu gözetilerek görevsizliğe karar verilmesi gerekirken, tescil istemi hakkında karar verilmemesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi ve davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişi ve Orman Yönetimine iadesine 07/04/02011 günü oybirliği ile karar verildi.