YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1306
KARAR NO : 2011/12834
KARAR TARİHİ : 19.10.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleştirilen tazminat-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında 09.07.2003 tarihli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerine uymadığını müvekkili şirketin dışında başka bir firmanın LPG ürünlerini ve tüplerini pazarladığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını, cari hesaptan doğan borçlarını ödemediğini, davalının haksız hareketleri nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere sözleşmenin feshinin haklı olduğunun tespitine, şimdilik 3.000 USD cezai şartın (bakiye 47.000-USD yönünden talep hakları saklı kalmak üzere) dava tarihi itibariyle TL karşılığı olan 4.085.70 TL’nin kâr mahrumiyeti olarak şimdilik 1.000.00 TL’nin, davacı şirketin tüketicinin yanılmasını engellemek amacıyla yapmak zorunda kaldığı reklam çalışmaları ve uğradığı zarara mahsuben 1.000.00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, davalıya depozito bedeli alınmaksızın emanet edilen bilirkişi raporu ve dava dilekçesinde ayrıntısı belirtilen tüplerin davacı tarafa aynen teslimine, bu mümkün olmadığı takdirde davacı şirketin uyguladığı depozito bedelleri esas alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunan bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş. 24.10.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile kâr mahrumiyetini 9.000.00 TL artırarak 10.000.00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birllikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 09.07.2003 tarihli sözleşme altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanması gerektiğini, dava konusu tüplerin dava açıldıktan sonra davacı şirkete iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2009/369 Esas sayılı davada, davacı vekili, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi gereğince fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 33.526 USD karşılığı 50.000 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda; davacı yanca dayanılan 09.07.2003 tarihli sözleşmenin son sayfasındaki pul üzerinde ve açığa atılı imzaların davalının eli ürünü olduğu, sözleşmenin davacı yanca haklı nedenle feshedildiği, dolayısıyla davacının sözleşmenin 21. maddesinde kararlaştırılan cezai şartı davalıdan talep edebileceği, tarafların tacir olması ve davalı tarafın kararlaştırılan cezai şart miktarının ticari mahvına sebep olacak şekilde fahiş olduğu yolunda savunması da bulunmadığından BK’nun 161/son maddesi
uyarınca cezanın tenkis edilmesine gerek olmadığı sonucuna varıldığı, dava açıldıktan sonra dava konusu tüplerin davalı tarafça davacı tarafa iade edildiği, sözleşmenin 25.madde hükmü dikkate alındığında davacı şirketin cezai şart alacağı yanında, ayrıca nasıl hesaplanacağı dahi kararlaştırılan kâr mahrumiyetini de talep edebileceği, davacının tüketicinin yanılmasını engellemek maksadıyla yapılan reklam çalışmaları ve uğradıkları maddi zararı kanıtlayamadığı gerekçeleriyle asıl dava yönünden; 4.085.70.- TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava açıldıktan sonra tüplerin iade edildiğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının kâr mahrumiyeti ile ilgili açtığı davanın kubülüne 1.000.00 .-TL’nin dava tarihinden, 9.000.00.-TL’nin ise ıslah tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının zarar gördüğü iddiası ile açtığı tazminat talebinin ise subut bulmadığından reddine, birleşen dava yönünden; davanın kabulüne 50.000.00.-TL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davanın davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalı tarafça savunmanın genişletilmesine davacı tarafın 14/2/2006 tarihli oturumda açıkça itiraz ettiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.