YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2654
KARAR NO : 2012/9517
KARAR TARİHİ : 25.06.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek – 4 maddesine göre yapılan kadastroda, … köyü 419 parsel sayılı 238.28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve …’un kullanımında olduğu” yazılarak, arsa vasfı ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, 10/06/2010 tarihli dava dilekçesiyle, çekişmeli parselin 500 m2 olduğu halde, bir kısmının komşu parsellere dahil edilerek eksik ölçüldüğünü, yüzölçümünün 500 m2 olarak düzeltilmesi istemiyle kadastro mahkemesine dava açmıştır. Mahkemece dava dilekçesinde 419 sayılı parsele yönelik dava açıldığı halde, davacı vekilinin 18.08.2010 tarihli cevap dilekçesinde 425 sayılı parsele yönelik beyanda bulunulduğundan davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek – 4 maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Gerek 766 sayılı Yasa, gerekse 3402 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitine itiraz davalarında husumet, yararına tespit tutanağı düzenlenen kişilere yöneltilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında tespit malikinin HAZİNE, beyanlar hanesinde kullanıcılarının davalı kişiler olduğu belirtildiğine göre, davalı sıfatı tespit maliki HAZİNE ile beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilen davalılara aittir.
Mahkemece, kadastro tespit tutanağının ilan süresi içinde beyanlar hanesindeki kişiler hasım gösterilerek dava açıldığından, tespit maliki Hazine davaya dahil edilerek taraf oluşturulup, savunma ve delilleri sorulduktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır (HGK 12/2/2010 gün ve 2010/7-70-86 EK).
Kabule göre ise, davacı vekilinin dava ve cevap dilekçesinde parsel numarasında maddi hata yaptığı, davanın 419 sayılı parsele yönelik değil, komşu 418 ve 420 sayılı parsellere yönelik olduğu kabul edilmeli, zaten, davacı tarafından 418 ve 420 sayılı parsellerin beyanlar hanesindeki kullanıcı olarak görünen kişilere husumet yöneltilerek dava açıldığından, bu
2012/2654 – 9517
parsellere ait kadastro tutanak asıllarının davalı şerhi verdirilerek dosyaya getirtilmesi ve ondan sonra işin esasına girilerek doğru parseller üzerinde inceleme yapılması gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra ve davalı taşınmazlara ait tutanak asılları dosyaya getirtildikten sonra, iddia ve savunmanın delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 25/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.