Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/697 E. 2013/1493 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/697
KARAR NO : 2013/1493
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, dava dilekçesinde … Köyü 104 ada 116 nolu 16407,68 m2 yüzölçümlü taşınmazın davalı gerçek kişi adına tapuda kayıtlı olduğunu, 1995 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre çekişmeli taşınmazın bir bölümünün orman sınırları içinde kaldığı halde, daha sonra yapılan arazi kadastrosu sırasında, gerçek kişi adına tesbit edildiğini iddia ederek, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit sınırı içinde kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 104 ada 116 nolu taşınmazın bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen 1271,62 m2 yüzölçümlü bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline, (B) ile gösterilen 15136,06 m2 yüzölçümlü bölümünün fındık bahçesi niteliği ile davalı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1975 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması, daha sonra 22.06.1995 tarihinde ilân edilerek kesinleşen, daha önce sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada temyize konu 104 ada 116 nolu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümünün orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; karar tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tesbit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve tapuda kayıtlı olan dava konusu taşınmazın (B) ile gösterilen bölümü hakkında mükerrer sicil oluşturulması doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 1. fıkrasının 3. paragrafının çıkartılarak bunun yerine, ” fazlaya yönelik
talebin reddine” cümlesinin yazılması, hükmün 3, 4 ve 5. fıkralarının çıkartılarak, bunun yerine 2. fıkra olarak “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gereken nispi karar ve ilâm harcı miktarı olan 453,20.- TL’den, davacı tarafından yatırılan 118,80.- TL’nin mahsubu ile kalan 334,40.- TL’nin davacı … Yönetiminden alınarak Hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 19/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.