Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10760 E. 2013/1507 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10760
KARAR NO : 2013/1507
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii 221 ada 4 parsel sayılı 4914,63 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.02.2012 tarih ve 2012/708 E. – 2012/1862 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor esas alınarak davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Zira hükme dayanak alınan orman bilirkişisi 22/06/2010 havale tarihli raporunda taşınmazın toprağının açık renkli mikaşist özelliğinde orman toprağı vasfında olduğunu beyan etmesine rağmen raporunun sonuç bölümünde ise, taşınmazın orman sayılmayan Hazine arazileri içinde kaldığını ifade etmiştir. Dairenin iade kararı üzerine alınan ek raporunda ise taşınmazın 1959-1963 tarihli memleket haritalarında yeşil renkli orman boşluğu sayılan alanda kaldığı, 1958 tarihli hava fotoğraflarında ise, koyu renkli yapraklı ağaç rumuzu ile gösterilen orman sayılan alanlar içinde kaldığını ifade etmiştir. Görüleceği üzere, kendi içinde çelişkili olarak düzenlenen ve karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bundan ayrı olarak; dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açıldığına göre, önce çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması, bu inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı veya zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olduğu saptandığında ise, davalı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların oluşmuş olup olmadığının araştırılması gerekirdi. Ancak, mahkemece keşfe ziraatçı bilirkişi götürülerek taşınmazın imar ve ihyaya konu olabilen yerlerden olup olmadığı araştırılmadığı gibi, yerel bilirkişi marifetiyle yapılan zilyetlik araştırması da yetersizdir.
O halde, mahkemece, usûlunce orman ve zilyetlik araştırması yapılarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, çekişmeli 221 ada 4 nolu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın (A) ile gösterilen 3093,53 m² ve (C) ile gösterilen 1594,53 m² yüzölçümlü bölümleri yönünden davalı gerçek kişi yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, (B) ile gösterilen 226,57 m² yüzölçümlü bölümde ekonomik
amaca uygun zilyetliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 221 ada 4 nolu parselin (B) ile gösterilen bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline, (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin tesbit gibi davalı gerçek kişi adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından taşınmazın (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada temyize konu (A) ve (C) ile gösterilen bölümlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılıp davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; kadastro hâkiminin doğru ve infaza elverişli sicil oluşturma görevi gereğince, hüküm yerinde orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün, aynı ada son parsel numarası verilerek tesciline karar verilmemiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hükmün 1. fıkrasında yer alan “iptali ile” ibaresinden sonra gelmek üzere, “aynı ada son parsel numarası verilerek” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi göndermesiyle H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA 19/02/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.