Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/10439 E. 2013/1282 K. 14.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10439
KARAR NO : 2013/1282
KARAR TARİHİ : 14.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 131 ada 16 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.Yargılama aşamasında Orman Yönetimi, mahkemeye vermiş olduğu 26.10.2010 tarihli dilekçede, çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece, taşınmazın orman sınırlarının içerisine alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporları hükme yeterli değildir. Orman bilirkişi raporunda, taşınmazın 1960 tarihli memleket haritası ile 1944 hava fotoğrafında tamamı ibreli ve orman olarak gözüktüğü için orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, orman bilirkişinin bu değerlendirmesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Ziraî bilirkişi, taşınmazın kısmen orman toprağı kısmen tarım toprağı olduğunu açıklamış olması, 1960 tarihli memleket haritasında orman ağacı sembollerinin bulunduğunu belirtmesine rağmen, kapalılık oluşturup oluşturmadığını belirtmemesi ve taşınmaza komşu 17 parselin itirazsız kişi adına kesinleşmiş olması durumları nazara alındığında, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu yönündeki bilirkişi raporunun yeterliliği konusunda tereddüt oluşmuştur.
Bu nedenle, mahkemece; orman kadastro haritası ve tutanakları ile eski tarihli memleket haritası, eski tarihli hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa
dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosuna ilişkin orman kadastro haritası ile irtibatlı kroki çizdirilmeli ve yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 14/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.