Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/8493 E. 2013/1316 K. 14.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8493
KARAR NO : 2013/1316
KARAR TARİHİ : 14.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … Üstü Mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir. Mahkemenin fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 10904 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adına tapuya tesciline dair verdiği karar, 20. Hukuk Dairesinin 22.12.2008 gün ve 2008/13824 -18004 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Davada Orman Yönetimi, taraf olmadığı gibi, usulünce orman araştırması da yapılmamış, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı sorulmamıştır. Taşınmaza komşu 1957 ve 1958 sayılı parsellerin, Elazığ 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/228 – 52 sayılı tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu dosyada 28/06/2001 tarihinde yapılan keşifte çekişmeli taşınmazın, yerel bilirkişi beyanında ve fen bilirkişi krokisinde bayır olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
14 sayılı parsele uygulanan 12 tahrir numaralı vergi kaydı ile Güneyde; 15 sayılı parsele uygulanan 13 tahrir numaralı vergi kaydının taşınmaz yönünü Kemal vereseleri tarlası, yine Güneyde; 11 sayılı parsele uygulanan 11 tahrir numaralı vergi kaydı taşınmaz yönünü mera okuduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, sözü edilen çevre parsel kayıtları gereği gibi uygulanmalı, komşu 1957 – 1958 parsellere ilişkin tescil dosyasında dinlenen tanık beyanları değerlendirilmeli, gerekirse komşu köyden yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenerek taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı araştırılmalı, taşınmaza kuzeyden komşu 13 parsele ilişkin kadastro tutanağı ve dayanak kaydı getirilip, taşınmaz yönünü ne okuduğu incelenmelidir. Öncelikle, Orman Yönetimi davaya dahil edilerek taraf oluşturmalı, orman kadastrosu yapılmışsa harita ve tutanakalar istenmeli,
Ayrıca; komşu taşınmazda yapılan ağaçlandırma sahasına ilişkin evrak varsa krokisi getirtilmelidir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro
Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tespit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüyle (A) ile gösterilen 10904 m2’lik taşınmazın … mirasçıları olan davacılar … kızı …, … kızı … Ay, … oğlu … …, … oğlu …, … oğlu …, … oğlu … ve … oğlu … adlarına mirasçılık belgesindeki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 11/06/1953 tarihinde yapılmış ve sonuçları 01/01/1954 – 30/01/1954 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacılar yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 14/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.