YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13677
KARAR NO : 2011/233
KARAR TARİHİ : 19.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALI (TAVZİH
İSTEYEN) : …
Taraflar arasındaki tavzih istemine ilişkin davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı (tavzih isteyen) gerçek kişi vekili, Kozbeyli Köyü 862 sayılı parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine tarafından açılan davanın kabulüne dair verilen 23.12.2008 gün 2008/184-257 sayılı kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ancak mahkeme kararının arza ilişkin olduğunu, arz üzerindeki yapılara ilişkin bir karar verilmediğini, arz üzerindeki yapıların tapu maliki olan gerçek kişiye ait olduğu tartışmasız olduğu halde, Hazine tarafından karar yanlış yorumlanarak, taşınmazdaki yapılardan kira bedeli istendiğini; bu nedenle, kesinleşen mahkeme kararının tavzih yoluyla düzeltilerek “parsel üzerindeki yapıların davalıya ait olduğunun” belirtilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tavzih koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde sahasında kalması nedeniyle tapu kaydı iptal edilerek Hazine adına tescil kararı verilen taşınmaz üzerindeki muhdesatın tavzih yolu ile davalıya ait olduğunun tesbitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 19.06.1947 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 24.10.1980 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 2896 Sayılı Yasaya göre 1985 yılında, 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 25.08.1988 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır. Yörede arazi kadastrosu 13.07.1968 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararına dayandığı gerekçeye göre, Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil davalarında davalı tapu sahiplerinin muhtesatla ilgili bir taleplerinin bulunmadığı, H.Y.U.Y.’nın 455. maddesi gereğince hükmün tavzihini gerektirir bir konunun olmadığı, isteğin kesinleşen hükmün değiştirilmesine yönelik olduğu,2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasada orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde yapılacak kullanım kadastrosunda bu yerlere muhdesat ile tasarruf edenler hakkında ne gibi işlem yapılacağının belirtildiği gibi, 27.01.2009 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına eklenen 4. maddenin de”EK MADDE 4 – 6831 Sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro
-2- 2010/13677 – 2011/233
komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.” şeklinde olduğu,
Kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyedlik veya muhdesat şerhi, aynı hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesinin mümkün olmadığı,şerhe ilişkin taleplerin, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemeyeceği ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemeyeceği,ancak, yukarıda açıklandığı gibi yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın Ek 4- maddesi gereğince yapılacak kadastro sırasında ve hak sahipliği tespit komisyonunca değerlendirilebileceği, itiraz ve dava haklarının da o aşamada kullanılabileceği, H.Y.U.Y.’nın 455. maddesinde yazılı tavzih şartlarının bulunmadığı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 19/01/2011 günü oybirliği ile karar verildi.