Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2926 E. 2011/6196 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2926
KARAR NO : 2011/6196
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.06.2010 gün ve 2010/7663-9177 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2006 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 1995 yılında yapılan arazı kadastrosunda ise, bu kısımlar kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
Davanın 2006 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan parsel bölümü hakkında açıldığı ve 10/02/2009 günlü krokide (A1) işaretli 2898.45 m2 ve (B2) işaretli 504.48 m2’lik bölümler kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı halde, H.Y.U.Y.’nın 74. maddesine uyulmadan memleket haritasında orman sayılan yerlerin tümünün tapu kaydı iptal edilmiştir.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların Yasada açıkça “her çeşit taşınmaz mallar”dan söz edildiğinden bu kavramın içine, önceki yıllarda arazi kadastrosu yapılmış ya da yapılmamış tüm taşınmazların girdiğinin ve orman kadastro komisyonlarının hiç bir ayrım yapmadan bütün taşınmazların orman olup olmadığını belirleme yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekir. Ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın kısmen 2007 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği; davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın tahdit içinde kalan kısmının kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle verilecek mahkeme kararının, yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm lduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı; davalılar, dava konusu taşınmazı satın almışlarsa, taşınmazı kendilerine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabilecekleri göz önünde bulundurularak, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve 10/02/2002 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A1)=2898.45 m2 ve (B2)=504.48 m2 olarak gösterilen toplam 3402.93 m2’lik bölümün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine
adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Şehsadi köyü 540 parselin A1 (2898.45), B2 (504.48 m2)’lik bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline, davalıların bu alanlara yönelik müdahalelerinin men-ine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 15.02.2007 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, karar tarihinden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Kadastro Yasasının 36. maddesinde; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre “bu kanunun 36/A maddesi hükmü henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri için de uygulanır” hükümleri uyarınca davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hükmün 4, 5 ve 6. bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına ve bunun yerine ” 3402 sayılı Yasanın 6099 Sayılı Yasa ile değişik 36/ A maddesi ile geçici II. maddesine göre; davacı Orman Yönetiminin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve aynı yasa hükmü gereğince davacı Orman Yönetimi yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y’ nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA aşağıda yazılı onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine 23/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.