YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10113
KARAR NO : 2022/4533
KARAR TARİHİ : 06.06.2022
MAHKEMESİ : TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ: PAZAR(RİZE) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, mirasbırakan babası …’un maliki olduğu 617 ve 750 parsel sayılı taşınmazları gelini olan davalının mirasbırakanın yaşlı ve hasta oluşundan faydalanalarak adına temlikini sağladığını, temlik tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğunu, taşınmazların gerçek değerleri ile satş bedelleri arasında fahiş fark bulunduğunu, anılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tescilini olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, mirasbırakanın uzun bir süre kendisi tarafından bakıldığını, ihtiyaçlarının karşılandığını, yapılan işlemin muvazaalı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/03/2021 tarihli ve 2013/602 E., 2021/252 K. sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinin 13/05/2016 tarihli raporu ile mirasbırakan …’un davaya konu satış işleminin yapıldığı 02/06/2009 tarihinde ehliyetli olduğuna dair rapor düzenlendiği, tek başına bedelde aşırı oransızlığın muvazaanın kanıtı olmayacağı, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarından murisin ölümünden önce davalı gelini ile birlikte yaşadığı, murisin tüm ihtiyaçları ile bakım giderlerinin davalı ve eşi tarafından sağlandığı, davacının mal kaçırma ve muvazaa iddiasını ispatlayamadığı, terditli talep olan tenkis yönünden TMK’nın 560. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacı vekili, dava konusu taşınmazların, mirasbırakandan intikal eden taşınmazlara nazaran daha büyük ve daha değerli taşınmazlar olduğunu, mirasbırakanın temlikten çok önce düzenlettiği vasiyetname ile taşınmazları evlatları arasında eşit şekilde paylaştırdığını, fiil ehliyeti hususunda yeniden rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, davalının taşınmazları satın alabilecek ekonomik gücü bulunmadığını, yapılan işlemin satış göstermek suretiyle gizli bağış olduğunu ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
3.1. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 21/09/2021 tarihli 2021/782 E., 2021/899 K., sayılı kararıyla;dava konusu taşınmaz her ne kadar satış yoluyla devredilmiş ise de, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere murisin kendisine bakan davalıya minnet duygusu ile taşınmazları devrettiği, dava dilekçesinde murisin davacıdan mal kaçırmasını gerektirecek somut bir olgu ortaya konulmadığı, mal kaçırma ve muvazaa iddiasının ispatlanamadığı, terditli talep olan tenkis yönünden TMK’nın 560. maddesinde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
3.2. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesinin 15/10/2021 tarihli ek kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a ve aynı Yasa’nın 362/2. maddeleri uyarınca dava değeri itibariyle kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlere ek olarak 24/06/2014 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların değerinin 243.797,00 TL olarak belirlendiğini davacının miras payı dikkate alındığında temyiz kesinlik sınırını geçtiğini ileri sürerek ek kararın kaldırılması ile kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası, ehliyetsizlik, hile, gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenks istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu’nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu’nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”,
3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”, hükümlerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açılmış, 24/06/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu 617 ve 750 parsel sayılı taşınmazların dava tarihindeki değerleri 243,797,40 TL (617 parsel üzerindeki kargir yapı hariç) olarak tespit edilmiş, 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda 617 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki kargir yapının mirasbırakanın ölüm tarihi olan 19/08/2010 değerinin 30.576,00 TL olduğu tespit edilmiş, 24/02/2021 tarihli Ziraat Bilirkişisi ek raporunda 617 ve 750 parsel sayılı taşınmazların mirasbırakanın ölüm tarihi olan 19/08/2010 tarihindeki değeri 194.379,65 TL olarak tespit edilmiş, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince hatalı değerlendirme ile dava değeri 224.995,65 TL olarak benimsenmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi gereği kesin olarak karar verilmiş, davacının temyiz başvurusu, 15/10/2021 tarihli ek karar ile değer yönünden kesin olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri 224.995,65 TL, davacının 1/3 payına karşılık değer 74.985,21 TL olarak alınmış ise de, dava değeri taşınmazın dava tarihindeki değeridir. 24/06/2014 tarihli bilirkişi raporunda (617 parsel üzerindeki kargir yapı hariç) dava tarihindeki değer 243,797,40 TL, yapının değeri ise 30.576,00 TL (mirasbırakan ölüm tarihi) olarak tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazların toplam değeri 274.373,40 TL, davacının 1/3 miras payına karşılık değer; 91.457,80 TL olmakla 2021 yılı temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı vekilinin temyiz isteminin değer yönünden kesin olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin 15/10/2021 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
3.3.2. Davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; kararın (III.) ve (IV.3.) numaralı paragraflarındaki gerekçeler yerinde bulunmakla, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
1. Yukarıda (V/3.3.1) no.lu parağrafta açıklanan nedenlerle; Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15/10/2021 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile, ek kararın KALDIRILMASINA,
2. Yukarıda (V/3.3.2) no.lu parağrafta açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 06/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.