Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/2458 E. 2013/6169 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2458
KARAR NO : 2013/6169
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 21.03.2012 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.05.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 09.03.2011 tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Menemen İlçesi, … Köyü, Civarı Mevkinde bulunan yaklaşık 15 dekar büyüklüğündeki taşınmazın, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Hazine dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davanın reddini savunarak, Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp, 1947 yılında kesinleşmiş olan orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1977 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1960 yılında yapılıp, 14.01.2005 ilâ 13.02.1965 tarihinde yapılan askı ilânı sonunda kesinleşmiş, çekişmeli parsel bu işlemde tapulama dışı bırakılmıştır.
Mahkemece keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporu ile çekişmeli parselin yüksek eğimli makilik olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar çekişmeli taşınmazın, davacıya ait olduğu ona da babasından kaldığı, babasının ise … ‘dan satın aldığı, zeytinlik olarak kullanıldığını söylemişler, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, batıda %4 den başlayıp, doğuda %20 eğimli olduğu, eğimin üç teras ile giderildiği, üzerinde dağınık halde 40-50 yaşında zeytin ağaçlarının bulunduğu, imar ve ihya edildiği, sürülü ve işlenmiş vaziyette olduğu bildirilmiştir. Orman uzmanı bilirkişi tarafından bildirilen niteliklerine göre çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu söylenemez. Diğer taraftan çekişmeli taşınmazın yörede 1965 yılında yapılan genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı belirlenmemiş, imar ve ihya görüp görmediği, zilyetliğin süresi ve şekli konusunda araştırma yapılmamış, eski ve yeni tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasından yararlanılmamış, Hazine tarafından verilen dilekçe ile çekişmeli taşınmazın Medenî Kanunun 713/6 maddesine göre Hazine adına tescili istendiği halde, istem hakkında bir karar verilmemiştir.
O halde mahkemece, çekişmeli taşınmazın yörede 1965 yılı arazi kadastrosunda niçin tapulama dışı bırakıldığı sorulmalı, yöreye ait 1965 yılında düzenlenen kadastro paftası getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ve krokileri ile var ise tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli ve dava tarihine en yakın zamanda düzenlenmiş hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilmeli, daha sonra bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar, ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı,
Taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, bu konular ile taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda ziraat uzmanı bilirkişiden mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,
Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlamaları davacı ve murisi yönünden araştırılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna, göre Hazinenin tescil isteminde bulunduğu da gözetilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişi ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Hazine’nin kanunî hasım olmasına göre, Yargıtay’daki duruşma nedeniyle taraflar için Avukatlık ücretine hükmetmeye yer olmadığına, 28.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.