YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3011
KARAR NO : 2011/13520
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı … Varlık A.Ş’ye alacağını temlik eden … T.A.Ş., vekilleri aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde, dava dışı … … ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi ve taahhütname yapıldığını, davalının bu genel kredi taahhütnamesini kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle hesabın katedildiğini, kat ihtarnamesinin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibine başlandığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, oysaki davalının diğer borçlularla birlikte sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının aynı sözleşmeye dayanarak aynı borçlular hakkında mükerrer takip yaptığını, dava dışı borçluya ayrı bir kredi açılmış ise kendisinin bundan haberi olmadığını, asıl borçlu … …’e 21/05/2005 tarihli sözleşme ile açılan kredinin 2006 yılında kapatıldığını, böylelikle kefilliğinin sona erdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davaya konu olan kredi sözleşmesinin ilk sayfasında ve kredi limitinin altında kredi lehtarı dava dışı … …’ün imzasının bulunduğu, davalı kefil …’ün imzasının bulunmadığı, davalının imzasının sözleşmenin 26. sayfasında taahhütnameyi imzalayanlar bölümünde yer aldığını, taahhütnamenin imzalayanlar bölümünün 26. sayfasında kefalet limitinin belli olmadığı, sözleşme içeriğinden bu kefaletin davaya konu kredi sözleşmesine istinaden verildiğinin anlaşılamadığı, kefalet sözleşmesinde de sözleşmeye atıf yapılmadığı, Borçlar Kanunu gereğince kefillerin sorumlu oldukları miktarların açıkça kefalet sözleşmesinde belirtilmesi gerektiği veya anlaşılabilir nitelikte olması gerektiği, dava konusu kredi sözleşmesinin yasal koşulları taşımadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı 21/05/2005 tarihli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır. Kredi sözleşmesinin ilk sayfasında kredi limiti 30.000,00-TL olarak belirtilmiş olup, kefil, kefalet miktarı ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından
sorumludur. Bu hususlar gözetilerek söz konusu genel kredi sözleşmesinden dolayı takip tarihi itibariyle borç durumunun tespiti amacıyla banka kayıt ve defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.