Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/16673 E. 2011/2116 K. 03.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16673
KARAR NO : 2011/2116
KARAR TARİHİ : 03.03.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü, 105 ada 24 ve 25 parsel sayılı sırasıyla 5754,13 m² ve 5478,93 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla ve bahçe niteliği ile davalı adına tespit edilmişlerdir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bulunduğu iddiasıyla dava açmış, Orman Yönetimi ise dava konusu parsellerin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece; davacı Hazinenin davasının reddine, katılan … Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların tespitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların uzman bilirkişi raporlarına göre orman sayılan yerlerden oldukları gerekçesiyle Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişi 1952 tarihli hava fotoğrafı ve 1956 tarihli memleket haritasında taşınmazların kısmen yapraklı orman alanı içerisinde, kısmen açıklık alan alanda kaldıkları, münferit halde orman ağaçlarına rastlanıldığı, dolayısıyla taşınmazların tamamının orman bütünlüğü içerisinde olduklarını belirtmişse de, rapora ekli hava fotoğrafı ve memleket haritasında dava konusu parsellerin açık alanda gösterildikleri ve sembollerin görülmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus üzerinde durularak çelişki giderilmediği gibi tüm komşu parsel tutanakları, davalı olanların dava dosyaları getirtilerek taşınmazların konumu incelenmemiş, davalının dava sırasında sunduğu tapu kayıtları yapılan keşifte yerel bilirkişi marifetiyle uygulanmamış, sınırları itibarıyla taşınmazlara uyup uymadığı saptanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Açıklanan nedenlerle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parseller tutanakları ile davalı olanlara ait dava dosyaları, davalının dayandığı Şubat 1954 tarihli 1 ve 3 nolu tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları ilgili yerlerden getirtilip önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2.maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeli, taraf tanıkları ve tespit bilirkişiler dinlenerek davalının dayandığı tapu kaydı yöntemince zemine uygulanmalı, tüm deliller birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 03.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.