YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3801
KARAR NO : 2011/8064
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2008 gün 2008/8594-16566 sayılı bozma kararında özetle; “1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman bilirkişiler tarafından eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma ile yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre … nehrinin taşkın alanı içinde ve dere yatağı niteliğindeki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanmaya elverişli taşınmazlardan olmadığından davacı kişiler yararına M.Y: nın 713 .maddesinde yazılı şartların oluşmadığı belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; davacı Hazinenin davası ile aynı taşınmaza ilişkin olmasından dolayı bağlantı nedeniyle birleştirilen, davacı …’in, Hazine, Orman Yönetimi ve Herekli köyü tüzelkişiliğini hasım göstermek suretiyle … 5. Asliye Hukuk Mahkemesin 2004/1064 esasında açtığı davanın yargılaması sırasında, davalı Hazinenin mahkemeye verdiği 03/11/2004 tarihli dilekçe ile çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescilini istediği gözlenmiştir
01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Yasasının 713/ 6. maddesinde aynen (Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.) hükmü bulunduğundan, mahkemece böyle bir istek karşısında tescil davacısı gerçek kişinin yanı sıra Hazinenin de delilleri toplanarak sonucuna göre tescil istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken Hazinenin tescil istemi hakkında bir karar verilmemiş olması doğru olmadığı gibi, 3402 sayılı Yasanın 22. maddede öngörülen koşulların oluşması durumunda idarece kadastro tespiti yoluyla tescil edilebilirse de aynı yasanın 18. maddesi gereğince münferit araziler için Hazine tescil isteğiyle genel mahkemede dava açabileceğinden Hazinenin kendi davası yönünden de dava ile ilgisi bulunan kişi ve kurumların her zaman davaya dahil edilme olanağı bulunduğu gözetilmeksizin hazinenin davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra birleşen dava yönünden gerçek kişinin davasının reddine dair mahkeme kararı onanarak kesinleştiği görülmekle tekrar hüküm kurulmasına yer olmadığına, davaya konu fen bilirkişisi …’ın ekli 04.05.2006 tarihli krokili raporunda (A), (B), (C), (D) ile gösterilen 34315,34 m²’lik taşınmazın “eski ırmak yatağı” niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından nitelendirme, vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılmış orman kadastrosu bulunmamaktadır. 1953 yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosu işlemi sırasında taşınmazlar taşlık ve çalılık olması tescil harici bırakılmışlardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 27/06/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.