Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/17488 E. 2012/8686 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17488
KARAR NO : 2012/8686
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı köy tüzel kişiliği ve katılan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda, … köyü 1396 parsel sayılı 4116 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalmakta olup, Ali oğlu … kullanımındadır” şeklinde şerh yazılarak Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar … ve … 04.02.2010 günlü dilekçesiyle parselin … zilyetliğindeyken, bu kişi tarafından 05.01.1995 tarihli senet ile müşterek murisleri … ya devredildiği, onun zilyetliğindeyken ölümüyle kendilerine kaldığı, davalı gerçek kişi yararına beyanlar hanesine yazılan kullanım şerhinin silinmesini ve kendi adlarının yazılmasını istemişlerdir. … köyü tüzel kişiliği adına köy muhtarı …, taşınmazın … zilyetliğindeyken … ya devredildiği, onunda bu yeri köye sağlık ocağı yapılması için bağışladığı, ancak; devir işlemi yapamadan öldüğü, Salih’in eşi Fatma’nın da bu durumu kabul ettiği, ancak; …’ün oğlu olan …’ün taşınmazı sahiplenme çabasına girdiği, onun kullanımının olmadığı, zilyetlik şerhi silinerek köyün kullanımında olduğunun yazılmasını istemiştir. Hazine ise 13.04.2010 havale tarihli dilekçesiyle, imar planında sağlık ocağı olarak planlanan taşınmaz için davalının kullanımında olduğuna ilişin şerh yazılmasının doğru olmadığı, kullanım şerhinin silinmesi ve davacı ehliyeti olmayan köy tüzel kişiliğinin davasının reddine karar verilmesi istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı köy tüzel kişiliği ve katılan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 Maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
Mahkemece muhtemel bir hak için dava açılamayacağı, kullanıcının kim olduğu yönündeki davada hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek 4/1 madde gereğince “ 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilânı hariç diğer ilânlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
2011/17488-8686
Bu tesbite razı olmayanların askı süresi içinde dava açarak tesbitin düzeltilmesini isteyebilir. 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanların ilerde satışı gündeme geleceğinden, tapu kaydının beyanlar hanesinde kullanıcı olarak yazılmada kişilerin hukuki yararı vardır. Nitekim karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Yasanın 6/1 maddesi gereğince “ 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tesbit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.” 6/2 maddesi gereğince de “Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler.” Açıklanan hususlar gözetilerek tarafların iddia ve savunmaları sorulup delillerinin toplanması ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle davaların reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Hazine ve köy tüzel kişiliğinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde köy tüzel kişiliğine iadesine 07/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.