Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/15180 E. 2013/1383 K. 18.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15180
KARAR NO : 2013/1383
KARAR TARİHİ : 18.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Red talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı olarak yapılması istenmişse de, 6100 sayılı H.U.M.K.nun geçiçi 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı H.U.M.K.’nun 438/2. maddesi gereğince hâkimin reddine ilişkin verilen kararların temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması mümkün olmadığından, talebinin reddine karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali davası sırasında davalı vekili tarafından 10.10.2012 tarihli dilekçe ile “…Hakimin, davanın konusu ile aykırılık teşkil eden ve olması gerekenin dışında tedbirlere hükmettiği, özel denetçi atadığı, yönetim kayyımı atanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verdiğinden tarafsız olmadığı…” gerekçesiyle reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.
Reddedilen Hâkim …’ın, talebin reddinin gerektiği yönündeki görüşü üzerine talebi inceleyen merci tarafından “…Hâkimin kanaat ve takdiri çerçevesinde kanun hükümleri doğrultusunda uygulamaların yapıldığı, bunların itiraz konusu yapılabileceği ve Yargıtay denetimine tabi oldukları, tarafsızlığından şüpheye düşüldüğü yönünde değerlendirilemeyeceği…” gerekçesiyle talebin reddi ile H.M.K.’nun 42/4. maddesi uyarınca para cezası uygulanmasına yer olmadığına ilişkin verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme hükmü davalı şirket vekiline 20.11.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 36/A maddesinde öngörülen (7) günlük yasal süre geçirildikten sonra davalı vekili tarafından 29.11.2012 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapıldığı ve kanunda düzenlenen temyiz sürelerinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve kanun koyucu tarafından amir hüküm olarak düzenlediğinden yerel mahkeme kararında temyiz süresinin 15 gün olarak belirtilmesi temyiz eden tarafa bir hak bahşetmeyeceğinden, temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekili temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine 18/02/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.