Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/9605 E. 2013/18707 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9605
KARAR NO : 2013/18707
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 06.02.2004 tarihindeki iş kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazminine ilişkindir.
Mahkemece, 136,373,17 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt vebelgelerden; davaya konu zararlandırıcı olay nedeniyle davacının %24 oranında sürekli işgöremezliğe maruz kaldığı, kazanın oluşumunda %20 oranında davacı sigortalının mütefarik kusurunun bulunduğu, Mahkemenin 28.12.2010 tarihli ilk kararına esas olan hesap raporunda davacının ücretinin asgari ücretin yaklaşık 2,97 katı kadar kabul edilerek hesaplama yapıldığı, Dairemizin 26.06.2012 tarihli bozma kararında hükmedilen manevi tazminatın miktaren fazla olması yanında davacının gercek ücretinin usulünce araştırılmadan maddi tazminat davası bakımından karar verilmesinin hatalı olduğu gerekceleri ile ilgili hükmün bozulduğu,Dairemiz bozma ilamına uyan Mahkemenin ücret araştırması noktasında Türkiye … sormak suretiyle emsal ücret araştırması yaptığı ve buraca bildirilen ve asgari ücretin yaklaşık 2,23 katı ücrete göre hesaplamanın yapılıp davacının karşılanmamış maddi zararının 136.373,17 TL olarak hesaplandığı,Mahkemenin bu hesap raporuna göre neticeye varıp yazılı şekilde karar verdiği anlaşılmıştır.
Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince de, sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Somut olayda Dairemizin 26.06.2012 tarihli bozma ilamında davacı sigortalının gercek ücretinin tespiti noktasında yapılacak iş olarak belirtilen “davacının ilgili meslek odasından yaşı,mesleki kıdemi,yaptığı iş, eğitim durumu belirtilerek emsallerinin ücreti belirlenmesi” açıklamasına rağmen davacının yaptığı iş ile ilgisi bulunmayan Türkiye ….. sorulmak suretiyle davacının ücretinin tespitine çalışılması ve buradan bildirilen ücretin dikkate alındığı hesap raporuna itimat ederek yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Zira Türkiye … davacının yaptığı işe uygun bir meslek kuruluşu olmadığı gibi davacının sendikalı olduğuna dair dosyada bir kayıt da bulunmamaktadır.Hal böyle olunca da Dairemizin 26.06.2012 tarihli bozma ilamına uyulmasına rağmen ilamda belirtilen bozma nedeni gözetilerek yapılmış bir araştırmadan söz etmek mümükün görülmemiştir.
Buna göre de Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş bir önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere olay tarihinde elektirik kalfası olarak çalışan davacının ilgili meslek odasından (elektrikciler odası v.s.) yaşı,mesleki kıdemi,yaptığı iş, eğitim durumu da belirtilerek gerçek ücretini araştırmak , bu araştırma neticesine göre gerekirse yeniden hesap raporu almak ve tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 21/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.