YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6584
KARAR NO : 2010/5193
KARAR TARİHİ : 28.04.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında “Uluslararası Data Kanallarına Ait Kira Sözleşmesi” yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak 3.şahıslara data kanalını kullandırdığının anlaşılması üzerine devrenin iptal edildiğini ileri sürerek 22.769.563.167.-TL.zararın ve 210.580.000.-TL.tespit masrafının 01 Temmuz 2003 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının kendisine kiralanan data hattı üzerinden sözleşmeye aykırı olarak 3.kişilerin konuşma yapmasına izin verdiği, gerçek zararın miktarını tespitinin mümkün olmadığı, B.K.nun 42.maddesi gereğince halin mutad cereyanının ve zarar gören tarafın yaptığı tedbirler nazara alınarak adalete uygun bir tazminata hükmedilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 15.000.-YTL.alacağa dava tarihinden itibaren değişken oranda avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275.maddesine göre mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. HUMK.nun 286.maddesine göre de hakim, bilirkişi görüşü ile bağlı olmamakla beraber bu tür hallerde hakimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez. Nitekim somut olayda da alacak tutarlarının ve sorumluluklarının saptanması için dosya üzerinde bilirkişi incelemeleri yaptırılmış, iki ayrı bilirkişiden rapor alınmıştır. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülemeyecek bir konuda mahkemenin bilirkişi raporlarının aksine karar vermesi yerinde olmayıp, raporlar arasında da çelişki bulunduğundan, bu yöne ilişkin itirazlar da gözetilerek çelişkinin giderilmesi bakımından üçlü bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.