YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3089
KARAR NO : 2011/12018
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız ve davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalının 31.12.2001 vade, 80.000 Alman Markı tutarında, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren adi senede bağlı borcunu ödemediğini, girişilen icra takibinde imzaya ve borca itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan para almadığını, aralarında alacak verecek ilişkisi de bulunmadığını, icra takibine konu senedin, kambiyo senedi vasfına sahip olmadığını, davacının borç ilişkisini ispatlaması gerektiğini bildirerek davanın reddi ile %40’tan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre belgedeki imzanın davalının eli ürünü olduğu, takip dayanağı belgenin TTK’da düzenlenen bono vasfında olup, 3 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra takibe konulmakla kambiyo hukukundan kaynaklanan hakkın kaybedildiği, bu şekli ile temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, temel ilişkiye dayanılarak talepte bulunulabileceği ve bu konuda tanık dinlenilmesinin mümkün olduğu, davacının aradaki temel ilişkinin varlığını kanıtlama yükümünde olduğu halde tanık listesi vermediği bu suretle de davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını da ileri sürmüş ise de, söz konusu dilekçe temyiz defterine kaydedilmemiş olduğu gibi, harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin bu nedenle reddi gerekmektedir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
İcra takibine ve davaya konu belgede TTK’nun 688/6.maddesinde yer alan zorunlu unsurlardan tanzim tarihi olmadığı gibi TTK’nun 689/3.maddesinde yer alan alternatif unsurlardan tanzim yeri bulunmadığından belge bono vasfında olmayıp, adi bir senet hükmündedir.
Hal böyle olduğu halde belgenin bono olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 825.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.