YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12683
KARAR NO : 2012/4932
KARAR TARİHİ : 26.03.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Mustafakemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2010/4975 sayılı takip dosyası ile borçlu hakkında ilamsız icra yoluyla icra takibi yaptıklarını, borçlunun süresi içinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun yapmış olduğu itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının bahse konu kredi sözleşmesi altında imzasının bulunduğunu ve müvekkili bankanın Nihat Şahin’e verdiği kredi kartı nedeni ile borcu ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı borçlunun müvekkili bankaca Mustafakemalpaşa 2. Noterliğinin 03/04/2009 tarih ve 2549 sayılı ihtarnamesi ile temerrüde düştüğünü belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %40’tan aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davalının Mustafakemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2010/4975 sayılı takibine vaki itirazının iptaline, ayrıca davalının asıl alacak miktarının % 40’ı oranında icra-inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesini her ne kadar garantör sıfatı ile imzaladığı anlaşılmış ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/19-534 Esas, 2001/583 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi asıl sözleşmeye ek olarak verilen garantör şerhinin BK.nun 110. maddesinde düzenlenen başkasının fiilini taahhüt (Garanti Sözleşmesi) niteliğinde olmayıp, BK.nun 483 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefalet sözleşmesi niteliğinde olduğu, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yapıldığı anda kefilin sorumlu tutulacağı miktarın gösterilmiş olması gerektiği, somut olayda Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesinde kart hamiline verilen limitin 500,00.-TL. olduğu, bu durumda kefilin sözleşmede belirtilen 500,00.-TL. kefalet limiti ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olarak sorumlu olduğu gözetilip hükmedilecek miktar yönünden bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi davacının takipte işlemiş faizle birlikte toplam alacağına mahkemece faize faiz yürütülmesine olanak sağlayacak biçimde BK.104/son maddesine aykırı hüküm kurulması da doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.