YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14282
KARAR NO : 2012/18858
KARAR TARİHİ : 12.12.2012
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, evinde yapılan haciz işlemine dayanak yapılan hissedarı olduğu şirketin borcunun şirket gelirinden müşteri çeki ciro edilerek ödendiğini, borç senedinin yanında yırtıldığını, ancak davalı tarafından imzası taklit edilerek yeniden senet düzenlendiğini, bu senedin kendisinden ikinci kez para tahsil etmek için hazırlandığını, evinde yapılan haciz esnasında borcun ödendiğini anlatması mümkün olmadığı için taahhütname imzalandığını bildirerek baskı altında imzaladığı taahhütnamenin geçersiz kılınmasına, haciz işleminin iptaline haciz ile el konulan eşyaların iadesine, şirket borcu olan borcun zaten ödendiğinin belirlenmesine karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece 16.09.2010 tarihli ve 2009/365 E.-2010/557 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 15.06.2011 tarihli ve 2010/14316 E.-2010/8085 K. sayılı kararı ile onandığını, ancak dava konusu olan ve ödenen senet üzerinde bir takım ilaveler yapılarak müvekkilinin şahsi borcu haline dönüştürülen senet ile ilgili olarak müvekkilinin evinde haciz işleminin yapıldığını, bu senette yetkili lehdar olan .’ın senedin cirosundaki imzası ile … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasındaki imzaların farklı olduğunu, bu durumda işlemin sahte imza ile yapıldığını, bu hususun yargılamada incelenmediğini, takibe ve davaya konu senet üzerindeki yazıların sonradan doldurulduğunu, kullanılan kalemlerin farklı olduğunu, senet üzerinde davada inceleme yapılmadığını ileri sürerek bu nedenlerle yargılamanın yenilenerek davanın reddi kararının kaldırılıp menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, somut olayda yargılamanın yenilenmesi sebebinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere göre; her ne kadar davacı tarafından davaya konu edilen bono üzerinde tahrifat yapıldığı bildirilerek yargılamanın yenilenmesi istemi ile işbu dava açılmış ise de davacı tarafın yargılamanın yenilenmesi istemli dilekçesindeki iddialarını Mahkemece verilen menfi tespit davasının reddine ilişkin temyiz dilekçesinde de dile getirdiği, verilen red kararının Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin onama ilamı ile kesinleştiği, buna göre davacı itirazlarının yerinde olmadığı, yargılamanın iadesi sebebi olarak ileri sürdüğü iddiaların yargılama aşamasında da ileri sürülüp Mahkemece değerlendirildiği, davacının ileri sürdüğü sebeplerin HMK’nın 375. maddesinde sayılan sebeplerden olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 12.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.