YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3055
KARAR NO : 2011/12017
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı… ile davalı banka arasında 22.03.2005 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesine 25.000,00 TL için kefil olduğunu, …’ın kullandırılan kredi borcunu bankaya ödemesi ile davacının kefaletinin son bulduğunu, ancak bankanın aleyhine icra takiplerine başlayıp, tüm mal varlığına haciz koyarak ticari itibarını zedelediğini belirterek icra takip dosyalarından talep olunan tutarlardan borçlu olunmadığının tespitine, asıl alacağın %40’ı oranında tazminata ve ayrıca 25.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda, davalı bankanın davacı aleyhine 22.03.2005 tarihli, davacının 25.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin tahsili amacıyla hesabın kat edilip, kat ihtarının hesap özetiyle borçlulara tebliğ edildiği, davalı banka ile dava dışı kredi borçlusu arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi ile süresiz ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen kredi ilişkisi kurulduğu, bu tür kredi ilişkisinde bir tarihte hesabın borç bakiyesi vermemesinin sözleşme ilişkisini sona erdirmeyeceği, borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılmasının yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun da devam edeceği, süresiz kefalette kefilin kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla borçlu ile birlikte sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece yükümlülük altında olacağı ve bu nedenle de davacı kefilin dava dışı kredi borçlusunun kullanacağı kredi işlemleri bakımından sorumluluğunun limit dahilinde devam ettiği, icra takiplerinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve sözleşme hükümleri gereğince kefilin kefalet limiti dahilinde sorumlu olduğunun da açıkça belirtildiği takip tarihi itibariyle davacıdan talep edilen fazla bir alacağın da bulunmadığı, davacının manevi tazminat istem şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.