Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/1016 E. 2011/6183 K. 05.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1016
KARAR NO : 2011/6183
KARAR TARİHİ : 05.05.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahil Finansal Kiralama A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle birden fazla şirketin tek dilekçe ile iflas erteleme talebinde bulunmalarında bir isabetsizlik bulunmamasına göre müdahil vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi kök raporunda şirketlerin borca batık olduğu, sermaye artışı sağlanarak nakden ödenmesi, borçların yapılandırılması ve yeni borç alınmaması koşullarıyla iflâsın ertelenebileceği belirtilmiş; ek raporda ise sermaye artırımlarının 2009 yılının ilk altı ayında ödenmesi, kısa vadeli borçların yeniden yapılandırılması, yeni borçlanmaya gidilmemesi, tasarruf tedbirlerinin uygulanması ve öngörülen diğer tedbirlerin uygulanması koşullarıyla iflâsın ertelenebileceği ifade edilmiştir. Mahkemece bu raporlar hükme esas alınarak iflâsın ertelenmesine karar verilmiştir.
İflâs erteleme talebinde bulunan vekili tarafından sermaye artırımının yapıldığına ilişkin ortaklar kurulu kararları ve sermaye artışı borçlarının ödendiğine ilişkin belgeler sunulmuşsa da bu belgelere ilişkin bilirkişi ve kayyım raporlarında denetime elverişli bir açıklama yoktur. Özellikle 26.6.2010 tarihli 5. Kayyım raporunda sadece
28.2.2009-31.12.2009 bilançoları karşılaştırmalı olarak sunulmuş olup, bu şekilde hazırlanan rapor kayyımlık müessesinin gerektirdiği iyileştirme tedbirlerinin uygulanmasını takip işleviyle bağdaşmadığı gibi şirketlere ait güncel bilgileri içermemesi nedeniyle de denetime elverişli değildir. Öte yandan bilirkişi ek raporunda iyileşme ümidinin varlığı için gerekli koşullar belirtilmiş olup, öngörülen iflâs erteleme koşullarının somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmediği veya hangi oranda gerçekleştiği konusunda Yargıtay denetimine elverişli şekilde bilirkişi veya kayyım raporu dosya içeriğinde yer almamaktadır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde ve özellikle müdahil vekilinin itirazları gözetilerek, Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı bilirkişi raporu alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının oyçokluğuyla reddine, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün oybirliğiyle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.05.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y Y A Z I S I

İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri, buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrindeki görüşlerde de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçlu da iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle de yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentte birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılamıyoruz. 05.05.2011